Türk bankacılık sektörü, son dönemde küresel sermayenin de ilgi odağı... Sektördeki yabancı oranı, borsa payıyla birlikte yüzde 43’lere ulaştı. Gelinen noktayı sektörün en yetkili ismi, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu’nun başkanı değerlendirdi...
Yabancı sermaye girişi, bankacılık sektöründe en çok tartışılan konulardan biri. Şu anda yabancı payı hangi oranda?
1990’lardan itibaren sistemdeki yabancı bankaların toplam aktiflerdeki payı yüzde 3-6 arasında seyretti. Sektörün yeniden yapılanması, finansal istikrarın artması, ekonomik büyümenin sürdürülmesi, Türkiye’nin AB üyelik sürecinin güçlenmesi gibi etkenlerden dolayı bankacılık sistemi son birkaç yılda yabancı sermayenin ilgi odağı oldu. Nitekim Mart 2007 itibarıyla yabancıların sektör aktifleri içindeki payı yüzde 11,7’dir. Ayrıca yabancı sermaye ilgisi bazı yerli sermaye gruplarına ait bankalarda stratejik yatırımlar yapmak şeklinde ortaya çıkıyor. Stratejik hisse yatırımları da dikkate alındığında yabancı sermayenin payının Mart 2007 aktiflerine göre yüzde 24’e ulaştığını söylemek mümkün.
Yabancı sermaye konusunda uyarı niteliğinde açıklamalarınız olmuştu. Size göre bu konuda sınır oluşturacak bir oran var mı?
Gelinen noktada Oyakbank ve Türkiye Finans’ı da katarsak oran yüzde 26’ya çıkıyor. Borsa payıyla beraber yaklaşık yüzde 43’e varan bir yabancı sermaye payı oluyor. Bu, muhtelif analizlere tabi tutulabilir. Kredilerdeki, mevduattaki paya da bakılabilir. Pek gündeme gelmiyor ama finans sektörüne ilgi sonucunda aracı kurumlar ve sigorta şirketlerinin büyük bölümü de yabancı sermayenin eline geçti. Benim dönem dönem açıklamalarım oldu bu konuda. Bir bürokrat olarak bu konularda açıklama yapmaya yetkili olup olmadığım sorulabilir. Ancak BDDK olarak 400 milyar dolarla, 350’ye yakın şirketle ilgileniyoruz. Benim de bu konularda bir şeyler söylemek hakkım. Görüşlerimde de tamamen teknik yaklaşıyorum. Şunu söylüyorum; literatüre, geçmişteki ülke deneyimlerine bakınca olumlu etkileri de var ülke bazında, olumsuz etkileri de.
Örnek verebilir misiniz bu etkilere?
Artı getirileri ülkeye know-how, risk kültürü ve sermaye getirmesi. Eksisi ne olabilir? Örneğin ülke şirketlerine daha farklı yaklaşılıyor. Daha çekimser davranılıyor. Veya o ülkede yabancı şirketler varsa onlara kredi kullandırılıyor. Teminat mektuplarında ülkenin firmalarına çekimser davranılıyor... Bunların dışında kriz, dalgalanma dönemlerinde bu gibi bankaların bir kısmının birden büzüşmesi ve sizi yarı yolda bırakması ihtimali... Bunları da bir yana koyarsak şunu söylüyorum: Türkiye ekonomisinde bankacılık çok önemlidir, GSMH’nin yaklaşık yüzde 90’ını teşkil ediyor. Bankalarımız elbette ki yabancı sermaye ilgisine cevap vermek konusunda hürdür. Herhangi bir kısıtlama yoktur ve uluslararası ekonomik ilkeler de bizim sınırlama koymamızı engeller. Ancak bankacılıktaki yabancı sermaye oranı öyle bir noktaya gelebilir ki ekonominin bütün aktörleri biraraya gelip bunu tekrar değerlendirmek durumunda kalır. Sonuçta ülke menfaatleri önemlidir.
Röportajın devamı CNBC-e Business’ın Ağustos sayısında... |