IMKB'nin en degerli sirketi olan Akbank'in tepe yöneticilerden Suzan Sabanci Dinçer: "Türkiye'de bir bankanin satimi, el degistirmesi söz konusu oldugu zaman Akbank bu konuyla ilgilenmek zorundadir, ilgilenir de..."
Saat 08:25, sabah trafiğinden sıyrılıp, Sabancı Center’dan ancak içeri girebiliyoruz. “Asansör daha hızlı hareket etmeli” derdindeyiz... Tam zamanında mekanda olmalıyız. Randevumuz 08:30’da. Nitekim buluşacağımız kişi Akbank Yönetim Kurulu Murahhas Üyesi Suzan Sabancı Dinçer... Dakikliği ile bilinen, titiz bir iş kadını. Tam zamanında odadan içeri giriyoruz. Her şey yolunda. Ancak para piyasaları hassas günlerinde olduğu için Suzan hanımın bizimle paylaşacağı zaman çok değerli. Sohbetimiz hemen başlıyor... Gündemin baş konusu Abdullah Gül’ün cumhurbaşkanlığı adaylığından Akbank’ın 2007’nin ilk yarısında ne kadar büyüme kaydettiğine, Güler Sabancı ile ortak noktalarından Citigroup ile birlikte yeni satın alma hedeflerine kadar geniş bir yelpazeyi kapsayan sorularımıza yanıtları hızla alıyoruz. Saat 09:20... Evli, iki çocuk annesi ve işine hakimliğiyle dikkat çeken Suzan Sabancı Dinçer’in yanından ayrılırken çok iyi biliyoruz ki şu özellikleri hep aklımızda kalacak: Seriliği, zaman yönetimindeki becerisi ve enerjisi...
Sohbetimize gündemin en tepedeki konusu ile başlayalım; Abdullah Gül’ün cumhurbaşkanlığı adaylığıyla. Sizin Gül’ün adaylığı konusunda görüşünüz nedir?
Abdullah Gül’ün gayet başarılı olacağına inanıyorum. Geriye dönüp baktığımızda görüyoruz ki; sayın Gül, dışişleri bakanımız oldu, başbakan yardımcılığı yaptı. Türkiye’yi hem Avrupa Birliği nezdinde, hem de dış politikaların sert bir zeminde geliştiği dünya ülkelerinde başarıyla temsil etti. Gerek eğitimiyle, gerek kariyeriyle, deneyimleriyle bir cumhurbaşkanında aranacak birçok özellik kendisinde var. Kısacası ben Sayın Gül’ün cumhurbaşkanlığına olumlu bakıyorum.
Sizin de bildiğiniz gibi Gül’e karşı çıkanlar sebep olarak eşinin türbanlı olmasını gösteriyor...
Kişilerin özel hayatına fazla müdahale edilmemesi gerektiğine inanıyorum. Herkesin özel tercihleri kendine aittir. Türkiye, Müslüman bir ülkedir ama hiç bir zaman radikal İslam ülkesi olmayacaktır. Dolayısıyla ben burada bir pürüz görmüyorum. Önemli olan cumhurbaşkanı olacak kişinin yetkinliğidir.
Tayyip Erdoğan’la ilgili şu sözleriniz akıllarda yer etmişti: “Çok karizmatik, keskin zekaya sahip bir beyefendi.” Abdullah Gül için bir tanımlama yapmanızı istesek...
Sayın Gül ile birkaç kere bir araya gelme şansım oldu. En son Lüksemburg Fahri Konsolosu olduğumda belgemi alırken kendisini Dışişleri Bakanlığı’ndaki ofisinde ziyaret etmiştim. Hakikaten çok mütevazı, konulara çok hakim, icraatları yerine getiren bir şahsiyeti var. AB üzerine konuşmalarımızda konuya ne kadar hakim olduğunu gördüm. Sakinliği beni etkilemişti.
“2008’i ivme ve büyüme yılı ilan etmek gerçekçi görünüyor” demiştiniz. Bu açıklamanız yeni hükümete ve gerçekleşecek ekonomik gelişmelere güvendiğinizin işareti midir?
Evet; yeni hükümetin önceki dönemde tesis ettiği ekonomik istikrarı bu dönemde de reformlarla destekleyerek sağlamlaştıracağına inanıyorum. Beklentimiz, Türk ekonomisinin global pazarlarda mevcudiyetinin artırılması ve kalıcı yüksek büyümenin sağlanmasıdır. Bunu yapabilmek için ekonominin verimliliğinin artırılması gerekmektedir. Verimliliğin artırılması da teknolojik gelişme, iyi eğitimli, kalifiye iş gücü, girişimcilik ruhunun geliştirilmesi ve teşviki gibi birçok faktöre bağlıdır. Dolayısıyla, artan rekabet ekonomik hedeflerde ve alınacak kararlarda, daha vizyonel ve daha strateji ağırlıklı bir yaklaşımı gerektiriyor.
Citibank ile satın almalara girecek misiniz? Ziraat Bankası ve Halk Bankası’nın özelleştirilmesi konusunda ne düşünüyorsunuz?
Citibank ile ortaklığımız stratejik bir ortaklık. Akbank, Türkiye’deki bankacılıkta çok büyük bir oyuncu. Bulunduğu sektörde her zaman her türlü faaliyette aktif olması gerekir. Türkiye’de herhangi bir bankanın satımı, el değiştirmesi söz konusu olduğu zaman Akbank zaten bu konuyla ilgilenmek zorundadır, ilgilenir de. Ama bizim önceliğimiz büyüme, sağlıklı büyümedir. Hissedarlarımıza, sermayedarlarımıza karşı çok büyük sorumluluğumuz var. Piyasa değerimiz çok yüksek. Dolayısıyla Türkiye’de bir banka satımı olursa Citigroup ile birlikte ilgilenebiliriz. Bu Halk Bankası da olabilir, Ziraat Bankası da veya başka bir banka da olabilir. O gün geldiğinde gerekli değerlendirmeler profesyonelce yapılır ve ona göre karar verilir.
Devamı CNBC-e Business’ın Eylül sayısında |