TÜSİAD’ın ilk kadın başkanı, koltuktaki bir yılını değerlendirdi: “Türkiye ciddi bir muhalefet boşluğu yaşıyor. Bu da TÜSİAD’ın söylemlerinin daha siyasi algılanmasına neden oluyor. Keşke daha kuvvetli söylemleri olan bir ana muhalefet partisi olsaydı.”
Neslihan Akdaş
TÜSİAD Başkanı Arzuhan Doğan Yalçındağ’ın Ömer Sabancı’dan görevi devralmasının üstünden bir yılı aşkın bir süre geçti. Yalçındağ, dokuz ay sonra bayrağı ekonominin bir başka patronuna devredecek. Geçen sürede Yalçındağ, TÜSİAD’ta neler yaptı ve yapacak? Türban, terör tartışmaları, ekonominin gidişatı hakkında kişisel görüşleri neler? Peki bu yoğun çalışma temposu özel hayatını, çocuklarıyla ilişkilerini nasıl etkiledi? Arzuhan Doğan Yalçındağ, bu sorularımıza içtenlikle yanıt verdi. Ve söyleşimizi şu itirafla noktaladı: “Görev sürem bittikten sonra eşim ve çocuklarımla sessiz bir yerde tatil yapacağım. Herkesten ve koşuşturmadan uzak...”
24 Ocak 2007’de TÜSİAD’ın genel kurulunda yeni başkan olduğunuz açıklandı. Kürsüye çağrıldınız ve ilk konuşmanızı yaptınız. O an neler hissettiniz?
O gün karmaşık hisler içerisindeydim doğrusunu isterseniz. Çok heyecanlıydım. 24 Ocak’ı takip eden süreçte birçok mektup geldi. Görevdeki ve emekli devlet adamlarımızdan, akademi çevresinden, Anadolulu iş adamlarından hakikaten muazzam bir destek gördüm. Onu takip eden haftalar içinde çok duygusal bir dönem yaşadım. Bu ilgi alaka beni çok duygulandırdı.
Bu kadar ilgi görmenizde TÜSİAD’ın ilk kadın başkanı olmanızın etkisi de olsa gerek?
Olabilir... Mesela “benim de iki kızım var, umarım onlar da ileride sizin gibi başarılı olurlar” gibi mesajlar aldım. Hatta hapishaneden gelen mektuplar da oldu.
Neler yazılmıştı bu mektuplarda?..
Mektubun bir tanesini net hatırlıyorum, şöyle yazıyordu: “Abla seni televizyonda izlerken ‘bu kadın bu işi nasıl yapacak, yapamaz’ dediler. Ben de ‘görürsünüz hem de nasıl yapacak’ dedim.” Sizce bu mektup ülkemizdeki kadın algısının yansıması değil mi?
Görevi devraldıktan sonra babanız Aydın Doğan’dan nasihatler aldınız mı?
Babam zaten o kadar çok öğüt veren bir babadır ki... Bu görev için özellikle bir öğüt vermedi açıkçası. Bence o da karmaşık duygular yaşadı. Beni başarılı bulduğunu hissettiriyor. Bu da beni motive ediyor. TÜSİAD üyesi olması nedeniyle sonuç olarak onun da başkanıyım! Tabii bu dönemde en çok zorluğu çocuklarım ve eşim yaşadı. Çünkü onlar benim bu kadar seyahat yapmama alışkın değiller.
Ailenize ayırmanız gereken zaman ile daha da yoğunlaşan iş temposu arasındaki dengeyi nasıl kurdunuz?
O dengeyi kurmak zor. Bu görevde denge kurulamıyor. Benim şansım daha önce de yoğun bir iş hayatım olmasına rağmen çocuklarımla çok iyi bir iletişim kurmayı başarmış olmam. Tabii eşim Mehmet Ali Yalçındağ’ın desteği olmasa bu görevi yapmak neredeyse imkansız olurdu. Ve bu sağlam ilişki sayesinde hepimiz fedakârlık yaparak bu süreci götürüyoruz. Kendi işinizde ne kadar ne yoğun çalışırsanız çalışın önceliklerinizi belirleyip denge kurabiliyorsunuz. Ama TÜSİAD Başkanlığı’nda denge kurmak gerçekten zor.
TÜSİAD Başkanlığı sizi yormuş gibi... Doğru mudur?
Dediğim gibi, oldukça yoğun bir görev. Ülkem için önemli bir görev yapıyorum ve o görevi en iyi şekilde yapma gayreti içerisindeyim. Çalışmaktan hiçbir zaman yorulmadım, aksine çalışmak beni zinde tutar. Kaldı ki yaptığınız işe öyle konsantre oluyorsunuz ve adrenalin o kadar yükseliyor ki durup yoruldum mu diye düşünmüyorsunuz. Bir de tabii toplumsal destek ve takdir var ki doğrusu bu duygu tüm yorgunluklara değer.
Haberin devamı CNBC-e Business’ın Nisan sayısında.... |