ERSİN ÖZİNCE KRİZDE SON DURUMU
VE 2009 BEKLENTİLERİNİ ANLATTI
“İyi durumdayız çünkü uyduruk işlerden para kazanmıyoruz”
İMKB’deki şirketlerin dünyanın birçok ünlü şirketine nazaran daha az değer yitirmesini “Türk ekonomisinin, reel anlamda dünya klasmanında yeri var. Biz öyle uyduruk, sanal işlerden değil, basit ticaretten para kazanıyoruz” şeklinde yorumlayan İş Bankası Genel Müdürü, 2009’a ilişkin beklentilerini CNBC-e Business’a anlattı.
Mehmet Kara
TÜM dünya gibi Türkiye de uzunca bir süredir krizle yatıp krizle kalkıyor. Ve bu durumun yeni girdiğimiz 2009’da da devam etmesi bekleniyor... Böylesi ortamlarda, ne söyleyeceği merakla beklenen otoriteler vardır. Ağzından çıkacak birkaç kelimeye büyük değer atfedilir. Zira bulundukları konum itibariyle ekonominin, ticari hayatın nabzını tutarlar. Türkiye İş Bankası Genel Müdürü ve Bankalar Birliği Başkanı Ersin Özince, hiç kuşkusuz bu isimlerden biri.
Özince, küresel krizin Türkiye’nin mukayeseli üstünlüklerini de ortaya çıkardığını söylüyor ve şirket değerlerinin gerçekçi olmasını bunlar arasında sayıyor... Pek çok dünya finans devi kriz nedeniyle değer kaybına uğrarken küresel ligde hızla yukarılara yükselen İş Bankası’nın Genel Müdürü, “Bizim bilançomuz piyasa değerimiz çok daha reel” diyor. Geçmişte reel sektördeki Türk firmalarının Avrupa’da marka ve şirket satın alması örneğinin bankacılık için geçerli olamayacağını düşünen Özince, aksine yurt içinde büyümeye odaklanacaklarını ifade ediyor: “Çünkü zaten bankacılıkta pazar büyümesi açısından Türkiye gibi potansiyele sahip piyasa çok fazla yok.” İşte önümüzdeki dönemde bankacılık sektöründe “büyüme, konsolidasyon ve konsantrasyon” bekleyen Özince’nin CNBC-e Business’in sorularına verdiği yanıtlar...
Kriz ve Türkiye’nin durumunu değerlendirerek başlayabilir miyiz? İş Bankası’nın arası nasıl krizle?
Uluslararası boyutundan etkilenmemiz sınırlı. Yurt dışı borçluluğumuz bilanço büyüklüğümüze göre düşük ve vadesinin bugünlere denk gelmesi söz konusu değil. Vadesi 2009’un ikinci üç aylık dönemine denk geliyor. O yüzden sendikasyon gibi problemlerimiz olmadı. Krizin reel sektör üzerindeki etkilerinin direkt yansımalarını da çok fazla almadık. Kısacası şu anda daha ziyade ileriye dönük öngörülerin dışında çok büyük bir etkilenim yok. Belki biraz, ama çok düşük...
Bu fırtınadan çıkıldığı zaman nasıl bir İş Bankası hayal ediyorsunuz?
İş Bankası’nı biz hayal etmiyoruz. Bunu kuranlar zaten öyle bir müessese olarak kurmuşlar ki bizim fırtınalı fırtınasız tavrımız yaklaşımımız her zaman aynıdır. Halkın gözünde İş Bankası nasılsa, öyle tavır alırız.
Biraz açar mısınız bunu?
Fırtına olduğunda kaçıp hava iyi olduğunda ortalarda dolaşacak halimiz yok. Onun için de gördüğünüz gibi İş Bankası halen şube açmaya devam ediyor. İstihdamla ilgili politikalarında da değişiklik yok. Ne işçi çıkarttığımız var, ne başka bir şey... Zaten şube açmak demek işçi artırmak demektir. İş Bankası iştirakleri de keza yatırımlarına devam ediyorlar. Durmuş bir işimiz yok. Şişe Cam’ın bir yatırımını durdurduğunu duydunuz mu? Ya da diğer İş Bankası iştiraklerinin... Yani bizim politikalarımız, yaklaşımımız, bakışımız uzun vadelidir.
Bütün sektörden sizin gibi davranmasını beklemiyorsunuz herhalde, değil mi?
Ben beklerim aslında. Bankalar Birliği Başkanı olarak da İş Bankası Genel Müdürü olarak da beklerim. Çünkü bankacılık faaliyeti devletin lisansıyla yapılan bir iş. Ama bizim gibi sektörlerde iş yapanlar, iyi zamanlarda da zor zamanlarda da arkasında durabilecekleri yükümlülüklerin altına girerler. Aksi takdirde sıkıntılı dönemlerde doğru yerde duramazsanız dalga çoğaldı mı gemi batar. Yani sorun, sadece geminin gidememesi değil...
“ALACAKLARINI GERİ ÇAĞIRANLAR SADECE BANKALAR DEĞİL”
“Bankalar kredilerimizi erken çağırıyor” yakınmalarına ne diyorsunuz?
Ben buradan şöyle bir tahminde bulunuyorum: Bu söylentilerin doğru olduğu, kuvvetle muhtemel. Bazı bankalar şu ya da bu şekilde vadeden önce kredi çağırıyorlar. Ama anlaşıldığı kadarıyla onu da bazı gerekçelere dayandırıyorlar. Borçlu ile alacaklı arasındaki ilişkiye biz hâkim değiliz. Bilmiyoruz.
Bu konuda Türkiye Bankalar Birliği’ne bir şikâyet gelmedi mi?
Bu yöndeki şikayetlerin bankacılık otoritesine, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu’na (BDDK) iletilmesi lazım. Türkiye Bankalar Birliği’ne (TBB) bugüne dek “benim kredim vadesinden önce çağırıldı” diye sadece tek bir başvuru olmuş. Değerlendireceğiz ama TBB’nin bu konuda yapabileceği şeyler sınırlı. Bir krediyi geriye çağırmada hukuka aykırı bir işlem söz konusuysa hukuki olarak üzerine gitmek gerekli. Ki bunu benim söylememe de gerek yok herkes haklarını biliyor. İkincisi bankacılık düzenlemelerine veya etik ilkelere aykırı bir durum söz konusuysa da en başta bankacılık otoritesine, BDDK’ya gitmek lazım. Ayrıca bu kredileri ve alacakları erken geri çağıranlar yalnız bankalar da değil...
Başka kimler var?
Diğer kreditörler de var. Yani borç veren sadece bankalar değil, tüccar da kendi arasında bu tür şeyler yapıyor. Bu konuda sıkıntısı olanlar kendi sorunlarını söylemek yerine sektörleri suçlayacak yaklaşımda bulunuyorlar ki bence bunlar hiçbir işe yaramıyor. Onlar kendi sorunlarını dile getirirlerse ancak çözüm bulunabilir...
Krizden çıkışta kilit rol oynayacak sektörlerden biri bankacılık. Bu rolü başarıyla oynamak için ihtiyaç duyulan değişiklikler var mı?
TBB olarak bu amaçla iki ay kadar önce TOBB’la bir araya geldik, önlemler düşündük ve hükümete ilettik. Öncelikle bankacılık sektörünün likiditesinin desteklenmesini istedik ki bunu bankalar fonksiyonlarını daha iyi yerine getirebilsin diye söyledik. Yoksa bankacılık sektörü, diğer ülke örneklerindeki gibi mevduatı geriye ödeyemez durumda değildi. Yani sektör, kurtarılma talebinde bulunmuyordu.
Devamı CNBC-e Business’ın Ocak sayısında...
|