Son 10 yılın en hızlı yükselen iş adamlarından biri Hamdi Akın... Elini attığı her projeyi büyük başarıyla tamamlıyor. İş adamlarının şirketleriyle 'nikah kıymaması' gerektiğini düşünen Akın, uygun teklif geldiği takdirde bütün şirketlerini satabileceğini söylüyor ve ekliyor: "Ama TAV için 2 milyar dolardan aşağıya 'evet' demem."
Burak Mavi
HİÇ tartışmasız son 10 yılın en hızlı yükselen girişimcilerinden biri o. Görünüşe bakılırsa niş alanları keşfetme ve bu alanlarda proje geliştirip hayata geçirme konusunda tanrı vergisi bir yeteneği var. Çünkü yapmaya başladığı her iş bir süre sonra kendisi için sıradanlaşmaya başlıyor ve hep yeni bir alan icat etme ihtiyacı duyuyor. Ticari alacağını tahsil etmeye çalışırken istemeden üzerine kalan bir çikolata fabrikasında yaşadığı hüsranı saymazsak bugüne kadar girdiği tüm işlerde başarılı oldu.
Kendi alanında bölgesel bir dev haline gelen TAV Grubu'nun "kurucu mimarı" ve Mersin Limanı'nın işletme ihalesini alan konsorsiyumun yerli ortağı, Akfen Holding'in patronu Hamdi Akın'dan söz ediyoruz.
Hamdi Akın, iş dünyasındaki hızlı yükselişini, asla taviz vermeyeceğini söylediği, üçlü sac ayağından oluşan iş modeline borçlu. Yatırım kararı alırken pazarda "monopol görünümlü" bir alan seçmek bu ayaklardan ilki. Yatırımın finansmanının en fazla yüzde 25-30'unu özkaynakla, kalanını ise banka kredileri üzerinden yapmak ikincisi... Ve yaptığı her işe yanında mutlaka güçlü bir ortakla girmek de üçüncüsü... Bu modelle bugün işlerini devasa boyutlara ulaştırmayı bildi Hamdi Akın. Hem ortaklarının hem de banka kredilerinin gücünü sonuna kadar kullandı. Bugün de aynı anlayışla yoluna devam ediyor...
İş hayatına atılması, öğrencilik yıllarına dayanıyor Hamdi Akın'ın. Henüz Gazi Üniversitesi Makine Mühendisliği üçüncü sınıf öğrencisiyken, sağ-sol çatışması nedeniyle okula gidemez hale gelince boş kalmamak için ticarete girdi. Bir süre kalorifer kazanı üreten babasının yolundan gitti. Ama ondan bağımsız olarak... Barakada çalışıp açık havada su, yakıt deposu ve kalorifer kazanı üreterek başladı işe. Küçük bir ekibi vardı: İki işçi, bir kaynak makinesi ve kendisi... İlk işi bir caminin kazanını imal etmek oldu ki bu tecrübenin kendisine uğur getirdiğine inanıyor hâlâ. O uğur, bugün Isısan adında yıllık cirosu 7.5 milyon doları aşmış bir şirketi doğurdu.
Ne zaman ki kazan imalatı kendisi için sıradan bir iş haline geldi, yeni bir işe girişmekte tereddüt etmedi. Ankara Rüzgârlı Sokak'ta inşaat malzemesi ticaretine başladı. O da sıradanlaşınca müteahhitliğe girmek istedi. Daha en başından şirketinin adını Akfen olarak belirlemişti. Bu isim, soyadının ilk iki harfi ve fen kökenli eğitiminin simgesiydi. Kendisinden 10 yaş büyük bir ortağı vardı. Müteahhitliğin gereği olan teminat mektubu, banka kredileri gibi riskleri alma konusunda onunla anlaşamıyordu. Ortağında bulunan yüzde 50'lik hisseyi de satın almaya karar verdi. Ancak bunun için parası yoktu. Bu hisseleri 50 milyon TL karşılığında, 10 tane 5 milyon TL'lik senet imzalayarak satın aldı.
.
KAMU İHALELERİYLE BÜYÜDÜ
Akfen, 1980'li yıllarda Milli Savunma Bakanlığı İnşaat Emlak Dairesi'nden küçük çaplı işler almaya başladı. Aldığı kamu ihalelerinin ölçeği giderek büyümüş, sermaye birikimini de artırmış ve yavaş yavaş Ankara'nın tanınmış müteahhitlerinden biri haline gelmişti. Genellikle altyapı, hastane ve okul işleri yapıyordu. 46 milyon dolarlık Fethiye Devlet Hastanesi, 15.5 milyon dolarlık Suşehri Devlet Hastanesi, 11.6 milyon dolarlık Bursa kanalizasyon projesi... Tüm bunlar olurken bir yandan da müteahhitlikte niş alan arayışlarını sürdürüyordu. Türkiye'nin içinde yaşadığı değişim ve dönüşüm, sürekli yeni alanlar ve yeni projeler peşinde koşan Hamdi Akın'a istediği fırsatları fazlasıyla sunuyordu.
Ekonomide liberalleşme rüzgârlarının esmeye devam ettiği 1990'ların ilk yıllarında hızla devam eden kamu altyapı yatırımları, girişimciler için büyük kazanç imkânları demekti. Akın, müteahhitlik alanında havaalanı inşaatlarını gözüne kestirmişti. Bu alandaki ilk işi Antalya Havalimanı inşaatı oldu. Ve bu iş onu bambaşka denizlere doğru yelken açmaya götürecek kapı olmuştu.
Dönemin Cumhurbaşkanı Turgut Özal'la daha ilk karşılaşmalarında Antalya Havalimanı'nı yapan iş adamı olarak tanıtılmıştı. Ve o ilk karşılaşma hem Hamdi Akın, hem de Akfen Holding için önemli bir dönüm noktası olmuştu. Özal, "Sen Ankara'ya yap-işlet-devret modeliyle büyük bir terminal binası yap. Devletin parası yok, bunun için de yurt dışından ortak ve kredi bul. İşletme gelirini gören bankalar buna kredi verir" demişti.
Cumhurbaşkanı önermiş olsa bile Türkiye'deki mevzuat yap-işlet-devret modeliyle havalimanı inşaatı yapmak için uygun değildi. Ama Hamdi Akın, Özal'ın fikrini çok tutmuş ve bu modelle havalimanı yapıp işletmeyi kafasına koymuştu bir kere. Ancak bir havalimanı terminalinin yap-işlet-devret modeliyle ihaleye çıkarılabilmesi için 1997'ye kadar beklemesi gerekecekti. Ama aradan geçen altı yıl boyunca Hamdi Akın boş durmadı elbette. Var gücüyle elindeki işlere sarıldı. 1997'ye kadar arka arkaya yaptığı havaalanları ile Devlet Hava Meydanları İşletmeleri'nin bir numaralı müteahhidi haline geldi. Ortadaki rakamlar da gitgide büyüdü. İnşa ettiği tesislerden Çarşamba Havaalanı 42 milyon dolar, Isparta Havaalanı 10 milyon dolar, Kayseri'deki Erkilet Havaalanı 19 milyon dolarlık projelerdi. Sadece havaalanı inşaatlarıyla yetinmedi Akın. Henüz hiç kimse doğalgaz işinin ulaşacağı büyüklüğü kestirememişken, altyapı işlerini bir bir almaya başladı.
ÖZELLE?TİRME İHALELERİYLE ZİRVEYE
Ve beklenen gün geldi çattı. 1997 yılında Atatürk Havalimanı Dış Hatlar Terminali'nin inşası ve işletilmesi ihalesi yapıldı. İnşaattaki deneyimlerini havalimanı işleterek paraya tahvil etmek isteyen Akın, bu amacına ulaşmaya çok yakındı. Kendine bir ortak arıyordu. Özellikle bir üniversite kuruluşu olduğu için Tepe Grubu'na teklif götürmeyi tercih etti. Tepe bu teklifi kabul etti ve kurulan TAV, Atatürk Havalimanı Dış Hatlar Terminali'ni inşası karşılığında 3 yıl 8 ay 20 gün süreyle işletme hakkını elde etti. Terminal 2000 yılında işletmeye açıldı. 2003'te havalimanının kapasite artırımı işi karşılığında işletme hakkı süresi 2005'e kadar uzatıldı. Bu süre de dolduktan sonra TAV, 3 milyar dolar karşılığında yaklaşık 16 yıllık yeni bir işletme süresi daha aldı. Akın bununla yetinmedi ve diğer kentlerdeki havalimanlarına da el attı. TAV, Ankara Esenboğa'yı 13 Ekim 2006'dan itibaren 15 yıl sekiz ay süreyle, İzmir Adnan Menderes Havalimanı Dış Hatlar Terminali'ni de 13 Eylül 2006'dan Ocak 2015'e kadar işletme haklarına sahip oldu.
Devamı CNBC-e Business'ın Mart sayısında...
|