25 yıldır oturduğu koltuğu ne zaman devredeceğinden Efes Pilsen’de yazılan büyük başarı hikayesine... Coca Cola Company’yi yöneten eski profesyoneli Muhtar Kent’ten NBA’i sallayan Efes Pilsen orijinli basketbolculara... Grubunun yeni hedeflerinden Efes Pilsen basketbol takımının Beşiktaş’la birleşip birleşmeyeceğine... Tuncay Özilhan her konuda net konuştu.
CEO koltuğuna 36 yaşında oturan Tuncay Özilhan, Türkiye’nin içecek devi Anadolu Grubu’nu tam 25 yıldır yönetiyor. Aslında çok da şanslı bir dönemde başlamamış görevine... Holdingin dümenini devraldıktan çok kısa süre sonra grup, tarihinin en zor dönemlerinden birini yaşamaya başlamış. Dönemin başbakanı Turgut Özal’ın bira satışlarına kısıtlama getirmesiyle grubun amiral gemisi Efes Pilsen’in satışlarının yarı yarıya düşmesi, Özilhan’ın yönetimindeki ilk günlere denk gelmiş.
“Tuncay o dönemde krizdeki şirketi çok iyi yönetti ve işleri toparladı. Karar alma kabiliyeti ve iş bitiriciliğini hep takdir ettim.” Bu sözleri söyleyen isim Türk iş dünyasının duayen ismi Rahmi Koç.
Geçen ay Amerikan Türk Cemiyeti’nin Kurumsal Ortaklık Ödülü’nü alan Tuncay Özilhan için düzenlenen törende, New York’ta sarf etti bu sözleri Rahmi Koç. Ve aynı konuşmasında bir pişmanlığını anlatmayı da ihmal etmedi: “1960’ların sonunda grup olarak bira işine girmek istemiştik. ABD’li bira devi Schlitz’le görüştük. İstanbul’da bu iş için bir arazi satın aldık. Sonra Schlitz Avrupa’ya gelmekten vazgeçti. Ardından Tuncay’ın babası İzzet Özilhan beni aradı. O arazide bira fabrikası kurmak istiyordu. ‘Araziyi satıyor musun?’ diye sordu. Özilhan’ı bana Allah gönderdi. Dedi ki, ‘Para vermeyeyim, gel ortak ol.’ Ben nakit istedim. Ve hata yaptım.”
Efes Pilsen’in zamanında ortak olmadığı için Rahmi Koç’u bile pişman edecek kadar büyümesinde en büyük rollerden biri hiç kuşkusuz Tuncay Özilhan’ın... Özilhan’la Efes Pilsen’de yazılan başarı hikayesinden yönetim anlayışına, Coca Cola Company’yi yöneten eski yöneticileri Muhtar Kent’ten şu aralar NBA’i sallayan Efes Pilsen orijinli basketbolculara, yatırım planlarına, Beşiktaşlılığına kadar her şeyi konuştuk.
25 yıldır Anadolu Grubu’nun CEO koltuğunda oturuyorsunuz...
Evet doğru, 25 yıl olmuş. Çeyrek asır... Ama aslında yöneticilik sürem çok daha uzun. 28 yaşındayken grubun İstanbul Bira Fabrikası’nda genel müdür olarak başladım. Yıl 1976’ydı. Sonra tüm bira grubunun koordinatörlüğü görevi bana verildi. Dört yıl sonra grubun genel koordinatörlüğüne yükseldim. Ardından İcra Komitesi Başkanı oldum. Kurucularımızın kendi istekleriyle yönetimden çekilmelerinin ardından da CEO’luğu üstlendim.
Birçok uluslararası devi zora sokan kriz, çok sayıda CEO’yu işinden etti. Bu nedenle sizin de uyguladığınız patron yönetimi modeli yeniden revaçta. Bu model krizde bir avantaj sağladı mı?
Sağladı tabii. Ama grupta karar verici konumda olan sadece ben değilim. Sektör başkanlarımız, yönetim kurullarımız, bağımsız danışmanlarımız var. Hep birlikte karar alıyoruz. En önemlisi, hem kurumsallaşmayı sağlayabilmek hem de kararları hızlı alarak uygulamaya geçirebilmek. Kriz ortamlarında böylesine bir modeli uygulayabilmek daha da önemli...
BU KOLTUK, KİM HAK
EDİYORSA ONUN OLUR
CEO koltuğunu bir profesyonele devretmeme nedeniniz mevcut modelin başarılı olduğuna inancınızdan mı yoksa güvensizlikten mi?
Ben yönetici şapkasını uzun yıllardır taşıyorum. Dolayısıyla kendimi patrondan çok yönetici gibi hissediyorum. İki yıldır aynı zamanda grubun yönetim kurulu başkanıyım. Asıl işim yöneticilik zaten. Koltuğumu devretmenin de bir zamanı var. Bir süre sonra CEO ve patronluğu ayırma planımız var. Şimdiye kadar devretmemiş olmamızsa güvensizlikten kaynaklanmıyor. Tam aksine yöneticilerine çok güvenen, çok yetki veren ve yetkileri kullanmasında kolaylık sağlayan bir yapımız var. Bunu güvensizlik olarak görmemek lazım. Başarılı bir yapı varsa, başarılı da gidiyorsa onu yürütmek gerek.
Coca Cola Company’nin CEO’su Muhtar Kent, Anadolu Grubu’ndayken koltuğun en güçlü adayıydı. Hatta planlar bile yapılmıştı...
Evet, çok önemli bir adaydı. Ama Muhtar, gruptan ayrılınca süreç sekteye uğradı. Neville Isdell’e, yani Kent’i transfer eden Coca Cola Company’nin önceki başkanına benim işimi çok zorlaştırdığını hep söylerim. Sonuç olarak her şeyin bir zamanı var. CEO-patron ayrışmasını da zamanı geldiğinde gerçekleştireceğiz.
Adaylar sadece profesyonellerden olmayacak herhalde. Özilhan ve Yazıcı ailelerinin üçüncü jenerasyonundan 12 veliahtı var. Onlardan biri de CEO olabilir mi?
Herkesin şansı eşit. Ama veliaht yorumu bana çok hoş gelmiyor. Neticede bu koltuğa oturacak kişi, emeği, tecrübesi, bilgisiyle kendini herkese kabul ettirmiş olacak. Profesyonel olmuş, aileden olmuş hiç fark etmez. Kim o başarıyı gösterebiliyor ve hak ediyorsa CEO’luğu alır.
MUHTAR KENT BİR
PAZARLAMA GURUSUDUR
Anadolu Grubu’ndan ikinci bir Muhtar Kent çıkar mı?
Çıkar. Çıkıyor da. Çok başarılı yöneticilerimiz var. Anadolu Grubu, yöneticilerine başarılı olmaları için gerekli ortamı hazırlar. Yetki verdiğimiz, yetkilerimizi delege ettiğimiz için şirketleri rahatlıkla, profesyonel bir şekilde yönetebiliyor. Daha da önemlisi, hata kaldıran bir grubuz. Yöneticiler bizim şirketlerimizde kendini ispatlayabiliyor, ileride gelecekleri pozisyonlara kendilerini hazırlayabiliyor. Hakikaten de ailelerin hiçbir müdahalesi yok. Dolayısıyla gruptan iyi yöneticiler çıkıyor. Sadece yönetici de değil. Sporculara bakın... Efes Pilsen’in basketbol takımında yetişen iki oyuncu, Hidayet Türkoğlu ve Mehmet Okur şu anda Amerikan Basketbol Ligi NBA’de oynuyor. Yetiştirip transfer etmek bizim genlerimizde var anlayacağınız.
“Bu gruptan küresel yönetici de küresel oyuncu da çıkar” diyorsunuz...
Evet. Avrupa’ya transfer ettiğimiz antrenörümüz de var. Yetiştirdiğimiz birçok yönetici başka sektör ve şirketlerde çok ilerleyip başarılı oldular.
Muhtar Kent’in grubunuzun büyümesinde nasıl bir rolü oldu?
Muhtar çok özel bir şahıs. Coca Cola Company’nin Türkiye Genel Müdürü olarak 1985’te Türkiye’ye gelmişti. Kendisiyle tanışıklığımız ve işbirliğimiz daha o yıllarda başladı. Coca Cola’dan ayrıldığı 1999’a kadar da görüşmelerimiz hep sürdü. Çok beğendiğim bir yöneticiydi. Coca Cola Company’den ayrılması benim için fırsat doğurdu. Doğrusu ayrıldığını öğrendiğimde çok sevinmiştim. İlk işim Muhtar’ı aramak oldu. Gruba geldi ve yedi yıl çalıştı. Çok başarılı işler yaptı.
Amerikan eski Dışişleri Bakanı ve Coca Cola Company Yönetim Kurulu Üyesi Madeleine Albright, Muhta Kent’ten 21’inci yüzyılın dahisi diye söz etti...
Çok geniş bir vizyonu vardır Muhtar’ın. Bir pazarlama gurusudur. Çok çalışkandır. Gecesi gündüzü, sabahı akşamı yoktur. Çok seyahat eder. Dağıtımı iyi bilir. Bir de sosyal ilişkileri, network’ü çok kuvvetlidir. İnsanlar onu sever, yöneticileriyle de ilişkileri çok iyidir.
TUBORG NEDEN
BAŞARILI OLAMADI?
O olmasaydı Anadolu Grubu bugün nerede olurdu?
Muhtar geldiğinde bizim Coca Cola ve Efes’te genişleme operasyonlarımız başlamıştı. Birada Kazakistan ve Rusya’ya girmiştik. Muhtar o işlerin hem büyümesine hem de kanala doğru şekilde girilmesine çok yardımcı oldu. Çok katkıda bulundu. O yapıyı inşa etti.
Tuborg Türkiye’ye bir dünya markası olarak geldi. Pazara da Efes’ten önce girdi. Ama her zaman Efes’in bir adım gerisinde kaldı. Yaşar Holding, Tuborg’u 2001’de devretti ve en büyük rakibiniz 8 yıldır hep zararda. Pazar payı olarak da oldukça gerinizde kaldı. Sizce Tuborg neyi yanlış yaptı?
Bizim kuvvetli rakibimizdi ve bira işini iyi biliyordu. Ama Tuborg, tüketiciyle iyi diyalog kuramadı. Daha ilk başından itibaren “kral bira” diye başlayarak tüketiciyle arasına bir mesafe koydu. Avrupa’da uyguladığı politikaları burada uygulamak istedi. Biz ise tüketiciyle iç içe girdik.
Geçtiğimiz günlerde Rahmi Koç bile Efes’e ortak olmayarak hata ettiğini söyledi... Tuborg’un kötü performansında Efes’in başarısının da büyük payı var galiba...
Efes markası ve şirketi, Türkiye’nin en önemli başarı hikayelerinden biridir. Daha kuruluşunda işle ilgili çok önemli kişilerden danışmanlık alındı. Almanya’nın en iyi üniversitelerindeki içecek ve bira kurumlarıyla işbirliği yapıldı. Berlin’deki iki fakültenin profesörleri her ay gelir, üretim ve kalitemizi kontrol ederdi. Kalitemizi dünya standartlarının üstüne çıkarmak için çok uğraştık. O tarihlerde biranın hammaddesi arpa, Türkiye’de sadece yemlik olarak kullanılırdı. Dünyanın birçok ülkesinden 50-60 çeşit tohum getirerek Türkiye’ye en uygun arpayı geliştirdik. Hep doğru adımlar attık. Ama en önemlisi tüketiciyle çok iyi diyalog kurduk. Anadolu Grubu’nun belki de en önemli özelliklerinden biri tüketiciyle iyi diyalog kurabilmesi. Coca Cola, Efes, McDonald’s, Samsung... Hepsi tüketiciye çok yakın markalar. Bu yıl Efes’in 40’ıncı yılı. İki kurucumuzun Skoda ve Java ithalatı için gittiği Çekoslavakya’da bir bira fabrikasında içtikleri birayla başladı Efes’in yolculuğu. Bugüne büyük emek ve alın teriyle geldik.
ENERJİDEN SONRA YENİ
BİR SEKTÖR DÜŞÜNMÜYORUZ
40 yılda Efes’e toplam ne kadar yatırım yaptınız?
Para bir yana, büyük emek yatırdık. Rakamı söylemek çok zor. Toplam 20 milyon litre kapasiteli iki fabrikayla başladık. Şimdi kapasite 2 milyar litre. Hem kazandıklarımızı yatırdık hem de krediyle yatırım yaptık. Üstelik en zor dönemlerimizde dahi temettü dağıttık. Devlete saygımız hep ön planda oldu. Vergilerimizi kuruşu kuruşuna ödedik. Bu konuda her zaman çok titiz ve dikkatli olduk. Devletle başımızın derde girmesini hiç istemeyiz.
İçecek, fast-food, otomotiv, finans ana sektörleriniz. Son olarak enerjiye de adım attınız. Başka arayışlar var mı?
Hayır yok. Bir tek enerjiye yatırım yapacağız. Başka alanlara girmek istemiyoruz çünkü ana işlerimiz zaten sürekli yatırım yapmayı gerektiriyor. Mesela dünyanın hiçbir yerinde Coca Cola’nın markaları dışında bir markayla işbirliği yapamayız. Böyle bir anlaşmamız var. Bu anlaşmaya karşılık Coca Cola da bize yeni ülkeler vererek operasyon alanımızı genişletiyor. Her yeni ülke, yeni yatırımları da beraberinde getiriyor. Dolayısıyla enerji dışında başka bir sektöre yatırım planımız yok. Enerjiye de uzun vadeli bakıyoruz, önü açık, büyüme imkanı var. İddialı olacağız ve sektörde önemli bir güç haline geleceğiz.
Pişmanlık duyduğunuz, girmeyerek hata yaptığınızı düşündüğünüz bir iş var mı?
Girmek istediğimiz bir iş vardı... Aslında tüketim mallarının birçoğu aklımızdaydı. Bisküvisinden çikolatasına kadar tüm ürünler... Olmadı. Ama biz grup olarak böyle bir şeye takılmaz, pişmanlık duymayız. Sonuçta her şeyi bir arada yapmanız çok zor.
2009 yılı için 5 milyar dolar ciro hedefiniz vardı. Hedefiniz gerçekleşecek mi?
Hedefimiz bu rakamı tutturmak. Şimdilik biraz altında gidiyoruz ama mevsimsel satışlarımız yeni başlıyor. 5 milyar dolar ciro hedefimizi tutturacağımızı düşünüyorum. |