Adınız
 
  Soyadınız
 
  E-posta Adresiniz
 
   
 
   

Türk resminin kodları çözüldü

 

BERAT ALBAYRAK'LA ILK RÖPORTAJ

İki akademisyen, 13 bin eser ve 79 müzayedeyi analiz ederek Türk resim piyasasının fotoğrafını çekti. En pahalı tabloların da belirlendiği çalışmada Türk resim yatırımcısının profilinden bir tablonun değer kazanmasının ardındaki unsurlara, piyasanın ulaştığı büyüklüğe kadar pek çok ilginç alt başlık var.

Elif Yağız

2009’un Kasım ayında Burhan Doğançay’ın Mavi Senfoni’si 2.2 milyon liraya alıcı bulduğunda Türk resim piyasası birden dikkatleri üzerine çekti. Oryantalist eserlerin yüksek fiyatlara alıcı bulduğuna tanık olunmuştu ancak ilk kez çağdaş bir eser bu fiyatları görüyordu. Değişim ilgi uyandırdı, yerli ve yabancı basın Türk sanat piyasasında neler oluyor sorusunu sormaya başladı. Biz de bu soruyu Türk sanat piyasası üzerine değerleme çalışmaları yapan Aylin Seçkin’e yönelttik. Aylin Seçkin, Bilgi Üniversitesi Ekonomi Bölümü öğretim üyesi. O ve çalışma arkadaşı, İsviçre KOF Economic Institute öğretim üyesi Erdal Atureken, dört yıldır Türk sanat piyasası üzerine çalışıyorlar
Aylin Seçkin, çağdaş bir sanat eserinin nasıl bu fiyatlara satıldığını değerlendirmeye çalışmaktan önce sorulması gereken birtakım başka sorular olduğu görüşünde. Örneğin Türk resim alıcısı nasıl bir değişim geçirdi? 70’lerden sonra hareketlenen ancak asıl ivmesini 2000’lerin başında kazanan resim piyasasının aktörleri neye ya da kime yatırım yapacaklarına nasıl karar veriyor?

UZUN VADEDE İYİ BİR YATIRIM
Sonuçlarını ilk defa CNBC-e Business’la paylaştıkları son çalışmaları için 13 bine yakın eserden meydana gelen bir data bankası oluşturmuş Seçkin–Atureken ikilisi. 2006 yılından beri Türk resim piyasasını inceliyorlar. Oldukça etkileyici sonuçlara varmışlar. Seçkin, “Bu çalışmayı 13 bin resim verisi kullanarak yaptık. Türk lirasından sıfırların atıldığı 2005’ten başlattık ve üç yıllık dönemdeki bütün müzayedelerdeki resim satışlarına baktık. 79 müzayedeyi inceledik” diyor. “Bir resim satmak istiyorsan hangi aylarda satmalısın” sorusunun cevabından, “resim alıcısının profiline” kadar birçok bilinmezin cevabı bu araştırmada yer alıyor.
Araştırmanın en ilginç sonuçlarından biri resim yatırımlarının getirisinin pek çok zaman, diğer yatırım araçlarını geride bırakması. Genelde de enflasyonun üzerinde net bir getiri sağlaması. Aylin Seçkin’e göre Türk sanat piyasasını iyi anlamak için Türkiye’nin ekonomi tarihine bakmak gerek: “90’ları çok yüksek, ortalama yüzde 70 enflasyon oranlarıyla kapatmış bir ülke. Dolayısıyla bu yüksek enflasyon döneminde insanlar paralarını korumak için alternatif yollar arıyorlardı. Bizim hesaplarımıza göre bu dönemde parasını resme yatırmış insanlar enflasyona karşı bir koruma sağladılar. 2005’ten sonra farklı bir döneme giriyoruz. Paradan sıfır atılıyor. İstikrar politikaları, enflasyonun ve faizlerin düşüşü, derken bu yeni dönemde insanlar biraz daha geleceğe güvenle bakıyorlar. İnsanlar uzun vadeli yatırımı düşünecek duruma geliyorlar. Uzun vadeli yatırım dendiğinde resim piyasasının cazibesi tekrar ortaya çıkıyor.”

OTOMOBİL ALAN TABLO DA ALIR
Son dönemde trendleri iyi takip eden, farklı, yeni, sofistike, entelektüel bir koleksiyoner profili oluşmaya başladığını söylüyor Aylin Seçkin: “Böyle bir kesimin sanata yatırım yapmaya başladığını gözlemliyoruz.” Peki bu yatırımcı neye göre hareket ediyor? Ekonomideki gelişmeler, tüketim kalıpları çerçevesinde düşünüldüğünde resim alıcısını nasıl etkiliyor? “Merkez Bankası beklenti anketlerinden çıkan endeksi çalışmamızda bir değişken olarak kullandık ve bugün ya da gelecek altı ay içinde yeni bir otomobil almayı planlayan kişinin resim alma olasılığının daha yüksek olduğunu gördük” diyor Seçkin ve devam ediyor: “Bu çok önemli, çünkü literatürde hep söylenen ama hiç kanıtlanmayan bir bulguydu. Resim diğer dayanıklı tüketim mallarıyla beraber tamamlayıcı ilişkisi olan bir yatırım. İkisi arasında bir paralellik görüyoruz.”Araştırmada, yeni bir ev almakla resim alma ilişkisine bakıldığında ise zaman faktörünün önemli olduğu ortaya çıkıyor. İnsanlar ev almayla ilgili birtakım planları varsa resim alma niyetlerini erteliyorlar. Ev almak düşünce olmaktan çıkıp gerçeğe dönüştüğünde ise yeniden resim piyasasıyla ilgileniyor ve tablo satın alıyorlar. Seçkin, “Sonuçta insanlar güzel arabaları olsun, güzel evleri olsun, evlerinin içinde de güzel resimleri olsun istiyorlar” diyor. Ekonomide tasarruf eğilimi arttığı zaman da resme yatırım yapanların sayısı azalıyor. Çünkü insanlar, geleceğe ait bir risk gördüklerinde tasarruf ediyorlar. Bu da genelde kriz öncesi ya da kriz dönemlerine denk düşüyor. Bu durumlarda lükse yönelmekten kaçınıyorlar. Dünya sanat ürünlerinin fiyatlarının yüksek seyrettiği dönemlerde de Türk yatırımcısı tablodan uzak duruyor.

50 MİLYON DOLARLIK RESİM PİYASASI
Çalışmanın ortaya koyduğu bir diğer nokta ise müzayedelerde yüksek açılış fiyatlarının satış oranlarına olumlu etki etmesi... “Bu şunu gösteriyor, bazı müşteriler sadece çok pahalı eserlerin satıldığı müzayedelere gidiyor. Açılış fiyatları yükseldikçe eserlerin satılma ihtimali daha da artıyor. Diyelim ki bir müzayedede en pahalı tablonun satışı 100 lira fiyatla başlayacak. O müzayedede açılış fiyatı 75 lira ve üstünde olan eserlerin satış olasılıkları çok yüksek.” Peki pahalı bir eserin satılma olasılığının daha yüksek olması Türk piyasasında pahalı eserlerin ayrı bir alıcısı olduğunu mu gösteriyor? “Evet, bunlara high-end customers diyoruz.  Sadece belirli müzayedelere giden azımsanmayacak bir kesim var.”

Yazının devamı ve son beş yılın en pahalı 10 tablosu listesi CNBC-e Business’ın Şubat sayısında...

 
     
  Hemen üye olmak ıçın tıklayınız.  
     


 
Mahfi Egilmez
  Mahfi
Eğilmez
   
   

FacebookTwitter

 

© 2006-2012 Doğuş İletişim

Doğuş Yayın Grubu Dergileri: National Geographic Türkiye | National Geographic Kids | CNBC-e Business | Motor Boat & Yachting | Robb Report