Boyner Sanayi bir dönüm noktasında. Çin ve ABD’den elektrikli otomobiller getirip satmaya hazırlanan Osman Fevzi Boyner, başta babasının bile kendisine inanmadığını söylüyor. Elektrikliye dönüştürdüğü ticari araçları iki senedir Avupa ülkelerine sattığını ilk kez açıklayan Boyner, pil şarj sistemlerine de yatırım hazırlığında.
Mehmet Kara
OSMAN Feyzi Boyner henüz 37 yaşında. Adını taşıdığı büyük dedesinin temellerini attığı ve bugün dünya yünlü piyasasında tanınıp bilinen Boyner Sanayi Mensucat Fabrikası AŞ’nin tepesindeki isim... Genç Boyner şimdi, bu köklü firmayı yepyeni bir kulvarda daha söz sahibi yapmak için büyük bir operasyonun içinde. Bu çalışmalar “Boyner, Türkiye’ye elektrikli otomobil getirip satacak, ileride üretim de yapacak” şeklinde özetlenebilecek haberlere konu oldu. Ancak bunlar Boyner’in aklından geçenlerin sadece küçük bir parçası, deyim yerindeyse buzdağının görünen yüzü. Çünkü Boyner’e göre elektrikli otomobiller, merkezinde pil teknolojisindeki gelişmelerin yer alacağı çok daha büyük bir değişimin önemli unsurlarından sadece biri.
Osman Fevzi Boyner ile otomotivde beklenen bu büyük dönüşümü ve Boyner Sanayi’nin bu dönüşümde nasıl bir rol üstlenmeye hazırlandığını konuştuk.
Aslında Boyner’in bu alanda adını duyurmasının arka planında, geçmişi öğrencilik yıllarına kadar uzanan bir hobi var. Elektronik mühendisliği dalında University of London’dan (Imperial College) lisans ve yüksek lisans dereceleri bulunan Boyner, gerek bu eğitimi sırasında, gerekse izleyen yıllarda pil teknolojileriyle çok yakından ilgilenmiş. Hatta pillere yönelik ilgisini bilen bir arkadaşı, 2004 yılında Osman Fevzi Boyner’e Almanya’da bir lityum iyon pil projesine yatırım yapmayı önermiş. O da kabul etmiş: “Başlangıç aşamasında, kuluçka döneminde bir projeydi. Ve biz buna yatırım yaptık. Bir buçuk sene kadar içinde kaldık, büyüttük. Sonra da sattık” diyor. Böylece de, 2004-2006 döneminde ciddi bir bilgi birikimi sağlamış. Dünyada pil teknolojisinin nerelerde olduğunu görmüş.
İşte Boyner’in elektrikli otomobillere yatırım yapma kararı da bu süreçte ortaya çıkmış. Bugün bir otomobilin deposuna doldurulan benzinden üretilen enerjinin ancak yüzde 20’sinin aracın yürümesine ve konforuna aktarılabildiğini, kalan kısmın ise boşa gittiğini anlatıyor Boyner. “Oysa” diyor “Elektrikli motorlarda enerji verimliliği yüzde 95, hatta yüzde 98 düzeyinde. Yani arada muazzam bir fark var.”
Bu verimlilik farkının, dünyada pil teknolojilerine yönelik yatırımların arkasındaki en önemli itici güç olduğu kanaatinde. Bugün dünyanın en önemli ortak sorunu olan karbondioksit salınımının yüzde 75’lik kısmının fosil yakıtların taşımacılık alanındaki kullanımından ileri geldiği gerçeğinin de bir diğer faktör olduğunu söylüyor.
BABAM ARTIK İŞE İNANIYOR
İşte bu nedenlerle pil teknolojisinin dünyada paradigma kırıcı, sıçratıcı bir teknoloji olduğunu ve hayatın bütün alanlarında ciddi dönüşümlere yol açacağını anlatıyor: “Hayatı değiştirecek. En çok yakıt taşımacılıkta kullanıldığı için de öncelikle otomotiv sektörünü değiştirecek tabii ki. 2006 yılında babam bile bu işe ‘hadi canım’ diye bakıyordu. Bundan hemen üç yıl sonra 2009 Frankfurt Otomobil Fuarı’nda tam 42 tane elektrikli ya da hibrid otomobil prototipi sergilendi. Şimdi bütün otomotivciler elektrikli arabayla ilgileniyor. Düşünsenize, Peugeot’nun CEO’su iki ay önce yıllık raporu açıklarken konuşmasının yarısı elektrikli otomobiller üzerineydi. Oysa ürettiği tek bir elektrikli otomobil yok henüz ortada. Babam da artık bu işe tümüyle inanıyor.”
Devamı CNBC-e Business’ın Mart sayısında... |