20-25 yıl önce İstanbul’da her semtte bir lunaparkla karşılaşmak işten bile değildi. Şimdiyse sayıları 10’u geçmiyor. Yerleşik durumda, 10 yıl ve üzeri lunapark sayısı ise sadece iki. Ve biri kapanmak üzere... Geçmişin gözde eğlence mekanları, her geçen gün kan kaybediyor.
Özgür Taşpınar
ESKİDEN tatil günlerinde kapılarında uzun kuyrukların oluştuğu lunaparklarda işler uzun süredir kesat gidiyor. Ne dönme dolap ne atlı karınca eskisi gibi dönüyor... İstanbul’da çok değil 20-25 yıl öncesine kadar her semtte küçük büyük bir lunapark vardı. Şimdi hepsinin toplamı iki elin parmaklarını geçmiyor. Hele çerçeveyi daraltıp 10 yılın üstünde köklü, sabit yere sahip lunapark var mı diye düşününce, akıllara sadece Küçükçiftlik ile Bostancı geliyor. Yani yalnızca iki büyük lunapark kaldı 13 milyonluk İstanbul’da. Bilgisayar oyunları, alışveriş merkezleri gençlerin hepten ayağını kesti. Çocuklar da anne babaları ellerinden tutup götürürse lunaparkın kapısını çalıyor.
Peki lunaparklar nereye gitti? Neden eskisi kadar rağbet görmüyorlar.
Küçükçiftlik’in sahibi Mahmut Kavran babadan lunaparkçı. Babası merhum Osman Kavran önce sekolin denilen zincirli salıncakla başlamış işe ve giderek geliştirmiş. Yerleşik lunapark işinin de İstanbul’da 60’lı yıllarda babasıyla başladığını anlatıyor Kavran. Aile önce Vatan Caddesi’ndeki lunaparkı kurmuş. Ardından 70’li yıllarda da Küçükçiftlik faaliyete geçmiş. Ardından İstanbul’un değişik yerlerinde birkaç tane yerleşik lunapark kurulmuş. Fakat zamanla çoğunun kapandığnı, günümüzde yerleşik olarak sadece Küçükçiftlik ve Bostancı’dakinin kaldığını aktarıyor.
Mahmut Kavran lunaparkların rengarenk ışıklarının gençleri, çocukları eskisi kadar cezbetmemesinin nedeni olarak başta televizyonu, ardından bilgisayar oyunlarını sayıyor. Bunların paralelinde özellikle 1980’li yıllardan sonra başlayan seyahat alışkanlığının da lunaparklara ciddi mevzi kaybettirdiğini ekliyor. Ardından yatırım yapmakta zorlandıklarını anlatıyor: “Lunapark aletleri ciddi yatırımlar gerektiriyor. Yerli sanayi 8-10 senedir ivme kazandı. Eskiden ithal ediliyordu. Türk parasının değerinin düşük olduğu zamanları düşünürseniz... O zamanlar ithalat ciddi para tutuyordu. İş kaybı da olunca ters bir denklem oldu. İş azaldı, maliyet arttı. Yeni takımlar alınamaz oldu. Eskisini yenileyerek işlere devam edildi. Haklı olarak müşteriler de ‘hep aynı hep aynı’ demeye başladı. Dolayısıyla alternatiflere yöneldiler.“
MİLYON DOLARLIK OYUNCAKLAR
Bostancı Lunaparkı’nın sahibi Ümit Celasun da Mahmut Kavran gibi lunaparkçılığın çok meşakkatli bir iş olduğuna dikkat çekiyor: “Yatırımcı yok. Hiçbir akıllı yatırımcı bu kadar büyük sermayeyi demirbaşa bağlamaz. Oyun takımlarının çoğu ithal. Dolayısıyla bu yatırımı herkes göze alamıyor. Bu işe yatırım yapanlar sevdalı ve gönüllüler. O yüzden lunaparkçı pek kalmadı.”
Gençlerin ve çocukların artık daha komplike tematik parklar görmek istediklerini söylüyor Celasun: “Havuzun, yemeğin, oyunların hepsinin iç içe olduğu büyük eğlence parkları istiyorlar.”
İlgi azlığı, Mahmut Kavran’ı önemli bir karar almaya zorlamış: “Artık şehrin içinde eğlence parkı işinin eski cazibesi yok. Biz de bundan dolayı Mart’ta buradan kalkıyoruz. İş devam edecek fakat Dolmabahçe’de olmayacak. İstanbul içinde daha önce lunapark kurulmamış, bu işle haşır neşir olmamış semtlere gideceğiz.”
Eylül 2004’te yaptırdıkları araştırmanın sonuçlarına dayanarak bir yenileme yaptıklarını fakat onun da artık doyuma ulaştığını ve yeni bir yatırımın da bugünün şartlarında doğru olmadığını belirtiyor Kavran.
Devamı CNBC-e Business’ın Mart sayısında... |