Adınız
 
  Soyadınız
 
  E-posta Adresiniz
 
   
 
   

Yabancı ortak yerliden kolay kurtuluyor

 

MUHTAR KENT'IN KRIZLE IMTIHANI

Yabancı şirketler, bugüne kadar Türk şirketleriyle yaptıkları 31 büyük ortaklığın sonunda yerli partnerlerini devre dışı bıraktı. Üstelik başlangıçta küçük hissedar olmalarına rağmen... Benzer bir durum distribütörlüklerde de yaşanıyor.

Burak Mavi

ANADOLU Grubu Japon Honda’yı Türkiye’de üretime ikna etmek için büyük uğraş vermişti. Her hafta Japonya’ya giden Tuncay Özilhan o kadar ısrarcıydı ki, Honda’ya “Tüm yatırımı biz yapalım, üretiminizin bir kısmını Türkiye’de yapın” teklifinde bile bulunmuştu. Nihayet 1992 yılında Honda’yı Türkiye’ye getirmeyi başaran Özilhan, bu ortaklığı ancak 10 yıl sürdürebildi. Japon ortağıyla önce Türkiye’de üretilecek modeller konusunda ayrı düştüler, ardından sermaye artırımı konusunda... Ortaklığın bitmesinin ardından Özilhan şöyle bir açıklama yapmıştı:
“Marka, teknoloji ve mali güç onların, dolayısıyla kontrol da onlarda oluyor. Yatırım kararını onlar veriyor. Bir müddet sonra Türk ortak ayak bağı oluyor. O da bu ortaktan kurtulmaya çalışıyor. Honda’da ortaklık bu nedenle bitti, dostça el sıkıştık. Diğer ortağımız Isuzu’nun lokal ortağa ihtiyacı vardı, devam ediyoruz.”
Tek taraflı bitirilen bu ortaklıktan ağzı yanan Özilhan, otomotivdeki diğer ortağı Isuzu ile imzaladığı mutabakat zaptına “Çoğunluk hissesini vermem” maddesi ekletivermişti.
Yıl 2008... Cenevre Otomobil Fuarı dönüşünde Hyundai Avrupa Başkan Yardımcısı Gerry Dorizas uçakta gazetecilerle sohbet ederken deprem etkisi yaratacak bir planı ağzından kaçırıverdi: “Kibar Holding’den Hyundai Assan hisselerinin yüzde 20’sini alıp hisse oranımızı yüzde 70’e çıkardık. Kısa sürede üretim yapan şirketin tamamı bize geçecek. Kibar Holding sadece satışta devam edecek.” Gel gelelim Kibar Holding’in böyle bir plandan haberi yoktu ve Hyundai bir anda karıştı.    
Kibar Holding’e karşı zor durumda kalan Koreliler önce “Böyle bir açıklamayı Dorizas yapamaz” dediler, ardından hisselerin tamamını almak gibi bir niyetlerinin olmadığını açıkladılar. Hatta Dorizas’ı görevden bile aldılar ama ipler gerilmişti bir kere. Kibar Holding Yönetim Kurulu Başkanı ise açtı ağzını yumdu gözünü. Ali Kibar, Hyundai’nin Türkiye’de kendilerine büyük yatırım sözü verdiği için yüzde 20’lik hisseyi ucuza devrettiklerini söyleyerek, “Sözlerini bir an önce yerine getirsinler” demişti. Yatırım gerçekleşti ve iki ortağın arasındaki sular şimdilik duruldu ama kafalarda soru işareti kaldı.
Toyota ve Sabancı ortaklığının da bittiğini hatırlayıp bunu Asyalı şirketlere has bir durum olabileceğini düşünenler olabilir. Ancak bunun yabancının milliyetiyle bir alakası yok. Bu aslında oyunun değişmez kuralı.
Örneğin, tekstilci Söktaş, 1990 yılında Lee, Wrangler ve Jan Sport markalarının distribütörlüğünü almıştı. Ardından markaların sahibi VF Corporation, Söktaş’a üretim lisansı verdi. İşler gayet iyi gidiyordu. Fakat 1998 yılında VF Corporation aniden fikir değiştirdi ve “Ya bana şirketin çoğunluk hisselerini satarsın ya da üretim lisansı sözleşmesini uzatmam” deyiverdi. Sonuçta, Söktaş üretimi yapan Maviege adındaki şirketinin tamamını satmak zorunda kaldı.

TÜRKLER 31 ORTAKLIKTA
CEKETİNİ ALIP ÇIKTI
Yabancılarla yapılan ortaklıkların tamamı böyle sonuçlanmıyor elbette. Ford Company ve Koç Holding arasında olduğu gibi 82 yıl önce distribütörlükle başlayıp ortaklığa dönmüş çok başarılı örnekler de var.
Yine de bu durum yabancıların yerli ortağı silkeleme konusunda dosyasının epey kabarık olduğu gerçeğini değiştirmiyor. Bizim tespit edebildiğimiz kadarıyla bugüne kadar Türk iş adamları, yabancı şirketlerle yaptığı 31ortaklıkta hisselerini devredip, ceketini alıp çıkan taraf oldu. Bu 31 ortaklıkta genellikle küçük hissedar olarak ortaklığa başlayan yabancılar en sonunda şirketlerin tamamına sahip olmayı bildiler.
Sadece ortaklıkta değil, Türkiye’ye distribütör kanalıyla giren yabancı markaların durumunda da sonuç çok farklı olmadı. İmzalanan 12 distribütörlüğün sonu yabancıların yerli şirketi devre dışı bırakıp doğrudan kendisinin gelmesi veya partnerini satın almasıyla sonuçlandı. Özellikle tek taraflı olarak feshedilen distribütörlük anlaşmaları şu aralar giderek artan şekilde mahkemelere taşınmaya başladı. Koreli LG Electronics ile Digicom arasında böyle bir dava var. Hema ile traktör üreticisi John Deere arasındaki anlaşmazlık mahkemeye taşınsa da taraflar sonunda masada anlaşmayı başardılar.   

AYRILIK OYUNUN
KURALINDA VAR
Postacıoğlu Hukuk Bürosu ortaklarından avukat Aylin Surkultay, yabancı ve yerli şirketler arasındaki ortaklık sözleşmelerinde uyuşmazlık durumunda artık daha çok uluslararası tahkim organlarının tercih edildiğini söylüyor. Son beş yıldır ortaklar arasındaki tahkim davalarında artış olduğuna dikkat çeken Surkultay, ancak anlaşmazlıkların büyük bölümünün masa başında bir bedel ödenmesi karşılığında sonuçlandırıldığını belirtiyor.  
Surkultay’a göre yerli firmaların yaptığı en kritik hata, ortaklığın bir an önce hayata geçmesini sağlamak için sözleşmelerde yer alan birçok aleyhte hükmü kabul etmesi: “Yabancılar bu hükümler sayesinde tazminat riski olmaksızın ortaklıktan kolayca ayrılabiliyor.”

Devamı CNBC-e Business’ın Nisan sayısında...

 
Hemen üye olmak için tıklayınız.
 
     


 
Mahfi Egilmez
  Mahfi
Eğilmez
   
   

FacebookTwitter

 

© 2006-2012 Doğuş İletişim

Doğuş Yayın Grubu Dergileri: National Geographic Türkiye | National Geographic Kids | CNBC-e Business | Motor Boat & Yachting | Robb Report