Tam bir sene önce faaliyete geçen Eti Soda, Mart ayı itibariyle 2010’da üreteceği soda külünün tamamını satmış durumda. Üstelik üretiminin yüzde 90’ını ihraç ederek... Bu maden çıkarılamaz diye rapor veren soda külü karteli Amerikalı FMC’nin İspanya’daki iştiraki bile Eti Soda’nın müşterisi olma yolunda...
Burak Mavi
SENE 1979... Aydın Sümer yıllardır MTA’da sondaj şefliği yapıyordu. Sahada toprağı delip suyu basıyor ve metrelerce derinde kömür arıyordu. Bu kez Ankara’nın Beypazarı ilçesinin 8 kilometre kadar kuzeybatısında 8 kilometrekarelik çorak bir sahadaydı. Ekibiyle kömür var mı diye delip duruyordu toprağı metrelerce. Bu deliklerden suyu bastı ve kamp şefi olarak paydos verdi. Ertesi gün sahaya geldiğinde gördüğü manzara onu hayli sinirlendirmişti. Arazinin bazı yerleri ince, beyaz köpükten bir tabakayla kaplanmıştı. Önüne gelene kızıyor, homurdanıyordu: “Arkadaşlar buraları temiz tutalım, çamaşır da yıkamayın, burada çamaşır mı yıkanır...”
Ekibinin ısrarla çamaşır yıkamadıklarını söylemesi üzerine bir an tereddüt edip köpüğe yaklaştı. Tıpkı deterjan köpüğünü andırıyordu. Bu da neyin nesiydi?
Sümer o gün tesadüfen dünyanın en büyük ikinci trona yatağını bulmuştu. Beyazımsı, yarı şeffaf bu maden, suyla temas ettiğinde hemen köpürüyordu. Sondaj sırasında yerin altına basılan su, tronanın köpürüp yüzeye çıkmasına yardım etmişti. Sadece Sümer için değil MTA için de yeni bir keşifti. Bu madene daha önce hiç rastlamamışlardı.
Trona minerali işlenerek soda külüne dönüştürüldüğünde cam, deterjan, kağıt, demir çelik, alüminyum, tekstil ve kimyasal madde üretiminde kullanılabiliyordu. Cam ve deterjan sektörü için hammaddeydi. Bir ton cam üretebilmek için 200 kilogram soda külü gerekiyordu. Şef Aydın Sümer o gün tesadüfen de olsa tamamı ihraç edilebilecek kıymetli bir maden bulmuştu.
İŞLETİLMESİ TAM
30 YIL SÜRDÜ
Etibank bu madeni işletmek için kolları sıvadı ve tam 30 yıllık bir mücadele başladı. Madenin işletilmesi uluslararası karteller tarafından defalarca engellendi, ‘bu maden çıkarılamaz’ raporları düzenlendi, siyasiler işe karıştı, Süleyman Demirel tronayı Türkiye’yi kurtaracak beş madenden biri olarak göstererek bir siyasi malzeme haline getirdi. Necmettin Erbakan “Bu maden stratejik, sadece devlet tarafından işletilmeli” dedi... Üstüne bir de temel attı. Tüm bu açıklamalar kamuoyunu trona konusunda hassaslaştırırken, komplo teorilerini de tetikledi. Ortaya atılan teoriler bu madenin işlenmesine giden süreci uzatmaktan başka bir işe yaramadı. Oysa bahsi geçen madenin üretilmesiyle Türkiye ekonomisine yapılacak katkı, bugünkü fiyatlarla yıllık 250 milyon dolar seviyesindeydi. Kıymetliydi, iyi bir ihraç ürünüydü, ama ülkeyi kurtaracak kadar büyük bir ekonomik değere sahip değildi.
Ve aradan 30 yıl geçti. Geçen yıl Mart ayında Başbakan Erdoğan Beypazarı Eti Soda Tesisleri’nin açılışını yaptı. Bugün Eti Soda’nın açılışının üstünden bir yıl geçti. Ciner Grubu 11 yılda 310 milyon dolar yatırım yaparak, çıkarılamaz raporu verilen trona madenini Türk ekonomisine kazandırmayı başardı ve bir katma değer, istihdam kapısı yarattı. Açılışının birinci yılında Eti Soda CEO’su Gürsel Usta, nasıl bir sene geçirdiklerini anlattı.
TAM KAPASİTEYLE ÜRETİM
Gürsel Usta, Eti Soda’nın Türkiye’nin son 15 yılda yaptığı en büyük endüstriyel yatırım olduğuna dikkati çekiyor: “Yıllık 1 milyon ton soda külü ve 100 bin ton sodyum bikarbonat üretim kapasitesiyle şu anda Avrupa ve Ortadoğu’nun en büyük tesisi konumunda Eti Soda. Dünyada beşinci sırada. Aynı zamanda ABD dışındaki en büyük doğal soda külü üreticisi ve şimdiden küresel çapta bir şirket haline gelmiş durumda.”
Devamı CNBC-e Business’ın Nisan sayısında... |