ABD’ye giden Türklerin yaşadığı sıkıntıları tek tek belirleyip çözümler üreten Mezun.com, 10 yılda 15 milyon dolar ciroya ulaştı. Ali Hantal’ın hocasından aldığı 20 bin dolarla kurulan sitenin üye sayısı da 550 bini aştı. Şimdi hedef, yeni ülkelerle birlikte iki yılda 1 milyon üye...
Özgür Taşpınar
TÜRKİYE’DEN yeni dünyaya eğitim ya da yeni bir yaşam hayaliyle yelken açanların yaşadığı sıkıntılar, Ali Hantal için kazanç kapısı olmuş. Telefon kartından kargoya, çiçek gönderiminden banka hesabı açtırmaya, eğitimden yeşil karta kadar Türklerin ABD’de ihtiyaç duydukları alanları tek tek belirleyip çözümler üreten Hantal, üniversitedeki hocasından aldığı 20 bin dolarla 10 yıl önce temellerini attığı Mezun.com’u 550 bin üyeli 15 milyon dolar cirolu bir şirketler grubuna dönüştürmeyi başarmış. Şimdi rotasını dünyanın diğer bölgelerine çeviren Hantal, Mezun’un ABD’de elde ettiği başarıyı İngiltere, Almanya, Kanada, Avustralya, İtalya ve Rusya’da da yakalamak istiyor.
Ali Hantal, yurt dışına gitmeyi çocukluk yıllarında kafasına koymuş bir girişimci. 1990 yılında, Pensilvanya’daki teyzesini ziyaret ettiğinde Amerika’ya gitme fikrinin iyice pekiştiğini söylüyor. Lise yıllarından itibaren de geleceğe ilişkin bütün planlarını bu hayalin üzerine inşa etmiş Hantal. Nişantaşı Işık Lisesi’nin ardından Boğaziçi Üniversitesi’nin kampüsünden içeriye dalmış. İlk ticari dersini de bu yıllarda almış. GSM pazarının hızla büyüdüğü dönemde bir yandan sosyoloji eğitimi alırken bir yandan da cep telefonu işine soyunmuş. Ancak Nişantaşı’da açtığı dükkanı fazla ömürlü olamamış.
Ali Hantal, “Çok önemli bir şirket batışı yaşadım. Bu deneyim bana ‘işinin başında olmazsan kaybedersin’ kuralını öğretti” diyor. Bu kötü deneyimin ardından bir dönem de American Express’in call center’ında mesai harcamış ve 1997 yılında sosyoloji diplomasını eline alır almaz “Ver elini Amerika” demiş. University of Baltimore’da hem MBA programına kaydolmuş hem de pazarlama asistanı olarak göreve başlamış.
İki yıllık eğitimin ardından mezuniyet zamanı yaklaşırken okul arkadaşı Serkan Sevim ile girişimciliğe soyunmaya karar verdiklerini anlatıyor Hantal: “1999’da Serkan ile bir şirket kurmayı ve bunu da internet üzerinde hayata geçirmeyi kafamıza koymuştuk. Ne olmalı sorusunun cevabını ise kararlaştırmamıştık. Ama ‘ihtiyaca yönelik bir şey olmalı’ diyorduk. Çok inandığımız 4-5 projeyi listelemiştik. Biri Türkiye ve ABD arasında ticaret portalıydı. Diğeri ABD’ye yönelik ‘garage sale’ projesiydi. ABD’de insanlar taşınırken eşyalarını çok ucuza satışa çıkarırlar. Biz bu eşyaları alıp depolayacak ve internetten satacaktık.
Diğeri hostingdi. Aslında bunu ufak çaplı da olsa yaptık. Öğrencilerin ailelerine resimlerini göstermelerini sağlıyorduk. Facebook’un en basit hali gibi düşünebilirsiniz. Öğrencilerin resimlerini, mesajlarını alıyorduk, web sitelerini hazırlıyorduk. Onlar da linki ailelerine gönderiyorlardı.
Sonra o yaz Türkiye’ye geldim. Akrabalar, tanıdıklar herkes benimle görüşmek, Amerika konusunda fikir almak, soru sormak istiyordu. Benim kalacağım zaten iki hafta. Baktım olacak gibi değil hepsine aynı gün aynı saatte randevu verdim. Ben 3-5 kişi beklerken bir anda evde neredeyse 40-45 kişi vardı. O gün şimşek çaktı. Amerika’ya döndüğümde, buraya nasıl gelineceğine, burada neler yapılması gerektiğine, eğitim konusunda tavsiyelere kadar karşılaşılabilecek zorlukları anlatan Mezun.com’u hayata geçirdik.
Projemizi, üniversiteden hocamız Dr. Lenny Heeron da beğendi. Hatta 20 bin dolarla melek sermayedarımız oldu. 1 Ocak 2000’de yayına başladık ve yıl sonunda üye sayımız 60 bine çıktı. 2001 sonunda ise 150 bini geçti.”
KÜLTÜR ŞOKUNA ÖNLEM
Ali Hantal, sitenin üye sayısının katlanarak artmasında ilk zamanlar hazırladıkları Kültür Şoku bölümünün özellikle büyük payı olduğunu söylüyor: “Bu bölümde insanlar ABD’de kültür şokunu atlatmak için birbirilerine tavsiyelerde bulunuyordu. Çok ilgi çekti. Hatta ilk yazılardan biri benimdi.
Benim yazımdan sonra insanlar bu bölümü çok aktif kullanmaya başladı. Trafik polisiyle ilgili başımdan geçen bir olayı paylaşmıştım; Amerika’ya gideli bir hafta olmuş. Gece otobanda giderken polis ışıklarını yakarak geldi. Hemen sağa çektim. 90 mil civarı hızla gidiyordum. Polis geldiğinde arabadan indim. Saygıda kusur etmeyeyim dedim. Önce çok güçlü bir projektörü gözüme tuttu. Hiçbir şey göremiyordum. Sadece silahını çıkardığını anladım. Hemen koşarak arabaya atladım. Yanıma geldi ‘Ne yapıyorsun?’ dedi. ‘Siz ne yapıyorsunuz’ dedim. Benim yabancı olduğumu anladı. ‘Sen yenisin galiba’ dedi. Ardından anlatmaya başladı. ‘Polis durdurduğunda sakın arabadan inme, elini torpido gözüne bile atma. Polis tereddütsüz vurabilir seni’ dedi.
Yine mesela Amerika’da kişisel mesafe Türkiye’deki gibi çok yakın değildir. Bir gün kuyrukta bekliyordum. Adam ters ters bakıyor. ‘Ne oldu?’ diye sordum. ‘Geri git’ dedi. İnsanların burada birbirine çok fazla yaklaşmadığını bu sayede anladım.
Ayrıca ABD’de yön kavramı çok önemlidir. Adres tarifi alırken burada iki sokak, üç sokak ileride demezler, kuzeye git, güneye git derler. İşte bu gibi ayrıntılar yabancı ve yeni birisi için çok önemli. Dolayısıyla çok ilgi çekti bu bölüm.”
Devamı CNBC-e Business’ın Haziran sayısında... |