Adınız
 
  Soyadınız
 
  E-posta Adresiniz
 
   
 
   

Dünya Türkiye’yi konuşuyor

 

BERAT ALBAYRAK'LA ILK RÖPORTAJ

Türkiye ekonomisi, AB’ye tam üye adayı sıfatını da kazandığı, yaklaşık yedi yıl kesintisiz büyüdüğü dönemde bile Batılıların gözünde bu kadar popüler olmamıştı. Son olarak tüm Avrupa’da okunan CNBC European Business dergisi, Türkiye hakkındaki makalesine “Avrupa’nın sağlıklı adamı” başlığını attı. Peki son birkaç ay içinde neler değişti de Türkiye dünyanın gözünde örnek ülke oldu?

Mehmet Kara

9 OCAK 1853... Rus Çarı I. Nikolay ekonomisi ve ordusu tükenmiş olan Osmanlı İmparatorluğu için ünlü benzetmesini yapar: “Kollarımızın arasında hasta bir adam var.”
12 Mayıs 1860... New Yort Times’ta yayınlanan makalede Çar’ın sözüne atıfta bulunularak Osmanlı İmparatorluğu için “Avrupa’nın hasta adamı” denir ve bu tanım siyaset literatürüne yerleşir.
Haziran 2010... İngiltere’de yayınlanan CNBC European Business dergisi, aynı tanıma atıfta bulunarak Türkiye ile ilgili makalenin başlığını “Avrupa’nın Sağlıklı Adamı” koyar. Aradan geçen 150 yıl içinde çok şey değişmiştir. Türkiye ekonomisi pek çok ülkenin gıpta ettiği bir başarı yakalamıştır.
Hatırlarsınız. Küresel krize gelindiğinde Türkiye’nin performansı hiç de fena sayılmazdı. 27 çeyrek sürecek bir büyüme yakalamıştı Türkiye ekonomisi... Bir çeyrek daha devam etmiş olsaydı “yedi yıldır kesintisiz büyümüş” olacaktı.
2001 krizi Türkiye’ye çok iyi bir ders olmuş gibi görünüyordu. Bankacılık sistemi bu krizden sonra güçlenmiş ve dünya konjonktürünün de yardımıyla ekonomide hızlı büyüme başlamıştı. Öte yandan, ihracat hızla artırıyor, 1970’lerden itibaren mücadele edilen enflasyon kararlı bir şekilde yüzde 10’un altına çekiliyordu. Bunun yanı sıra Türkiye, müzakerelere başlama tarihi verilmesiyle resmen Avrupa Birliği üyeliğine aday ülke konumuna yükselmişti. Ancak, tüm bu gelişmeler Türkiye’nin 2001 krizinden sonra çok aşağı seviyelere çekilen kredi notlarını yerinden kımıldatmaya yetmedi. Türkiye ekonomisindeki hızlı kabuk değişimi de Batı dünyasında güçlü bir yankı bulmamıştı.
Türkiye global krizden de ciddi bir darbe yedi. Ama çabuk toparlandı. Hem gelişmiş, hem de gelişmekte olan ülkelerde pazar daralırken, Türkiye ekonomisi içinde bulunduğumuz yılın ilk çeyreğinde yüzde 11.7 büyüdü. Eğer yüzde 0.2 daha fazla büyümüş olsaydı, Çin’le birlikte büyümede dünya şampiyonluğunu ele geçirecekti. Türkiye’nin başarısı sadece büyümede değil. Enflasyonu ve faizleri düşürüyor, dünyanın dört bir yanından agresif  biçimde yabancı yatırım çekiyor. Genç nüfus da iç pazarı sürekli olarak dinamik tutuyor.  

2010’DA FARKLI BİR TÜRKİYE
2010’a gelindiğinde, dünyanın Türkiye’ye bakışı ciddi biçimde değişti. Avrupa’nın, Amerika’nın ağırbaşlı, saygın gazetelerinde artık sıklıkla Türkiye’yi öven makalelere rastlanıyor. Öte yandan rating kuruluşları da nihayet değişimi fark ettiler ve notları artırmaya başladılar. İlk artış Aralık 2009’da Fitch’ten geldi. Fitch, iki kademe artırdığı Türkiye’nin notunu BB+ olarak açıkladı. Aslında Fitch’den önce Eylül 2009’da Moody’s ülke görünümünü olumluya çevirerek ilk sinyali vermişti. Ocak’ın başında ise Türkiye’nin notunu Ba3’ten Ba2’ye çıkardı. Aynı ayın sonunda sıra JCR’a geldi, BB- olan Türkiye’nin not BB- seviyesinden BB’ye yükseldi. Son hareket ise 18 Şubat’ta kredi notunu BB-’den BB’ye yükselten S&P’den geldi.
Türkiye ekonomisinin şüphesiz sorunları var. Cari açık, işsizlik, kayıt dışı ekonomi, Mali Kural’ın hükümet tarafından askıya alınmış olması sıkıntı veriyor. Ama artılar ve eksiler tartıldığında artıların çok ağır bastığı görülüyor. Peki nasıl oldu da, Türkiye 2010 yılında, bütün dünyanın ilgisini çekmeye başladı? Yabancı yatırımcılar, iktisatçılar neyi fark ettiler? Türkiye hakkında neler dediler? CNBC-e Business olarak ünlü gazetelerin Türkiye ekonomisi hakkındaki son makalelerinden örnekleri özetledik, uzmanlara, Türkiye algısının niye ve nasıl değiştiğini sorduk.

SENE 2030: AVRUPA’NIN
DÖRDÜNCÜ BÜYÜĞÜ TÜRKİYE
Evet, Türkiye hakkında övgü dolu şeyler yazılıp çiziliyor. Bunlardan biri de CNBC-e Business’ın Avrupa edisyonunda yayınlandı. Makalenin başlığı, geçtiğimiz yüzyılda Osmanlı için söylenen “Avrupa’nın hasta adamı” benzetmesine gönderme yapılarak, “Avrupa’nın sıhhatli adamı”ydı. Üstelik bu benzetme ilk çeyrek büyüme rakamları açıklanmadan önce yapılmıştı. (Bu metnin tamamının çevirisini ilerleyen sayfalarda okuyacaksınız.)
Fransa’nın saygın gazetesi Le Monde’da ve Almanların Die Welt’inde de  büyüme rakamları açıklanmadan çok önce Türkiye hakkında birer yazı yayınlandı. 6 Nisan tarihli Le Monde’daki makalede Fransız Türk Ticaret Odası Başkanı, Türkiye’nin Hindistan, Brezilya ve İtalya’dan daha fazla yabancı yatırımcı çektiğini söylüyor ve ekliyordu: “Türkiye IMF’yi çağırmadan krizi iyi yönetti.”  Die Welt ise 3 Mayıs tarihinde eski şansölye Gerhard Schröder’in, Türkiye ile ilgili projeksiyonuna yer vermişti: “Türkiye önümüzdeki 20-25 yıl içinde Avrupa’nın dördüncü ya da beşinci büyük ekonomisine sahip olacak. Fransa ve İtalya ile aynı seviyede yer alacak.”
Ya büyüme rakamları açıklandıktan sonra yapılan yorumlar... İngilizlerin ünlü ekonomi gazetesi Financial Times’ta ise 30 Haziran tarihinde, Türkiye’nin yakaladığı büyümeyle ilgili olarak şöyle deniyordu: “Türkiye durgunluktan güçlü bir biçimde çıktığını kanıtlamış oldu. Bu sayede hem bölgede güçlü bir oyuncu olduğunu gösterdi, hem de 2004’teki rekorunu neredeyse egale etmiş oldu.”  New York Times’ta ise, 6 Temmuz’da yayınlanan yazıda “Bugün Türkiye, uluslararası alanda rekabet eden şirketleri, ülkeyi bir girişimci merkezine dönüştüren genç nüfusu, Ortadoğu ve Rusya gibi para basan ihracat pazarları, milyarlarca dolar getiren yabancı yatırımcılarıyla hızlı büyüyen bir ekonomik güç konumunda” deniyor ve yazı son derece anlamlı bir soruyla sona eriyordu: “Hangisi diğerine ihtiyaç duyuyor? Avrupa mı Türkiye’ye, Türkiye mi Avrupa’ya?”
Gelelim bu algı değişikliğinin nedenlerine...

TÜRKİYE’YE İMRENEN
AVRUPALI GAZETECİLER
İlk olarak, Türkiye’nin son yıllarda sağladığı istikrarlı ekonomik büyüme, artık herkesi ikna etti ve olumlu değerlendirmeleri övgü gibi değil, gerçeğin yansıması olarak algılamak gerekiyor. İkincisi, Türkiye ekonomisinin oldukça iyi bir durumda olmasından çok Avrupa ve ABD’nin kötü durumda olması. Bu arada, birçok yorumcu, her iki faktörün de yeni Türkiye algısı üzerinde etkileri olduğunu kabul ediyor.

Devamı CNBC-e Business’ın Ağustos sayısında...

 

 
     
  Hemen üye olmak ıçın tıklayınız.  
     


 
Mahfi Egilmez
  Mahfi
Eğilmez
   
   

FacebookTwitter

 

© 2006-2012 Doğuş İletişim

Doğuş Yayın Grubu Dergileri: National Geographic Türkiye | National Geographic Kids | CNBC-e Business | Motor Boat & Yachting | Robb Report