2008 yılının çok sıkıntılı olacağını ve küresel sistemde bir kriz beklediğimi önceki yazılarımda vurgulamıştım. Ocak ayının üçüncü haftası büyük çapta bir küresel dalgalanmayla başladı. Dünya ekonomisinin dörtte birinden fazlasını oluşturan ABD ekonomisinde bozulma eğilimleri sürdüğü için küresel sistem 2008’in ilk aylarında geçen yıla göre biraz daha gölgeli bir görünüm içinde bulunuyordu, o nedenle de böyle bir dalgalanma benim açımdan sürpriz olmadı. Bazen olumlu çıkan ya da biraz zorlamayla olumlu yorumlanan verilerin hemen ardından bir olumsuz veri geliyor ya da şirket zararlarının açıklanmasının yarattığı olumsuz etki, hemen ardından bazı devirler ve satın almaların açıklanmasıyla dengeleniyor. Bu birbirini dengeleyen veri ve açıklamalara karşın, nereden bakarsak bakalım Amerikan ekonomisinin içinde bulunduğu durum oldukça sıkıntılı. Her geçen gün daha çok sayıda iktisatçı ABD ekonomisinin bir resesyon içine sürüklenebileceğini ifade ediyor.
Bu dalgalanmada birçok neden etkili oldu. Bunlardan birisi de Başkan Bush’un açıkladığı yetersiz ekonomik eylem planı. Ne yazık ki bu plan, basit bir kurtarma operasyonundan öte bir anlam ifade etmiyor. Zaten sıkıntılı olan piyasalar bu planla birlikte daha da sıkıntıya girdi. Herkes dalgalanmanın bir krize dönüşmesinden korkarken Fed, beklenenden önce 0.75 puanlık şok bir faiz indirimine giderek piyasaların toparlanmasının yolunu açtı. Ne var ki Fed’in hareket alanı giderek daralıyor. Çünkü bir yandan faiz indirimiyle piyasaları rahatlatırken bir yandan da enflasyonun ateşini körüklüyor. Öte yandan faiz oranı, yüzde 3.5’e kadar inmiş durumda. Yani faiz politikası açısından Fed’in barutu giderek azalıyor.
ENFLASYONLA RESESYONUN
BİR ARADA OLMASI KORKUSU
ABD açısından birkaç sorun bir arada yürüyor. İlk olarak ekonomide büyümenin hız kesmesi, hatta birçok iktisatçıya göre küçülmeye dönüşmesi bekleniyor. Bu tür bir küçülme, ekonomide tüketim harcamalarının, yani talebin düşmesi demek. Buna karşılık özellikle petrol ve ham madde fiyatlarının getirdiği önemli olumsuzluklar, enflasyon üzerinde baskı oluşturuyor. Ki bunun en tehlikeli ekonomik çelişkilerden birisine yol açmasından korkuluyor: Resesyonla enflasyonun bir arada bulunması. Doğal olarak dünyanın dörtte birini temsil eden bir ekonomide böyle bir durumun ortaya çıkması büyükten küçüğe doğru bütün ekonomileri etkiliyor. Yakın geçmişte görülen bu tür dalgalanmalar, küçük ekonomilerde ortaya çıkar, etki küçükten büyüğe doğru olur ve dünya ekonomisine gelen hasar sınırlı kalırdı. Şimdi sıkıntı en büyük ekonomide olduğu için etkinin büyükten küçüğe doğru olmasından ve dolayısıyla dünya ekonomisine daha fazla hasar vermesinden korkuluyor. Hatta büyük ekonomilerden küçüklere uzanan etkinin, oradan tekrar geri gelmesi olasılığı tartışılıyor.
Ocak ayındaki dalgalanma, ABD’deki sıkıntıların bu kez Asya’ya ve oradan da Avrupa’ya sıçramasıyla gerçekleşti. Büyük ekonomilerde ortaya çıkmaya başlayan bu daralmadan Türkiye de nasibini aldı. Fed’in faiz indirimi hamlesi durumu biraz toparlamış olsa da dalgalanmanın etkisi bu kadarla kalmayacak. Her şeyden önce Avrupa’da oluşacak daralma bizim ihracatımızı olumsuz etkileyecek. Ayrıca bu tür daralmalarda fonlar da geri çekilmeyi tercih ettiği için, yabancı kaynak girişleri de sınırlanacak. Bu açıdan Türkiye’nin hiçbir özgün yanı bulunmayan eylem planlarıyla zaman geçirmek yerine hızla bu tür bir kriz senaryosuna dayalı bir plan hazırlaması gerekiyor.

ALTININ RENGİ
Üç farklı altından söz etmek mümkün: Sarı altın (yani bizim bildiğimiz altın), kara altın (petrole verilen adlardan birisi), kağıt altın (kağıt para, daha çok ABD doları için kullanılıyor.) Dolara kağıt altın denilmesinin bir nedeni de uzun zaman karşılığının altın olarak kalmış olmasından kaynaklanıyor. Bu üç altın arasında genellikle birbirinin tersi yönlere giden bir ilişki var. Genellikle sarı altınla kara altın birlikte hareket ediyor. Ve bu hareket yine genellikle kağıt altınla ters yönde oluyor. Eğer kağıt altın değer kaybediyorsa sarı altın ve kara altın değer kazanıyor, eğer kağıt altın değer kazanıyorsa ötekiler düşüşe geçiyor. Bu sözünü ettiğim genel görünümün bazı istisnaları da olabiliyor. Bu istisnalar genel olarak piyasaya müdahale sırasında ortaya çıkıyor. Yani örneğin OPEC petrol üretim kotalarını kıstığında, kara altın değer kazanıyor ama o sırada sarı altın ya da kağıt altının değeri değişmeyebiliyor.
Bu üç altından gerçek değeri olmayan tek altın, kağıttan olanı. Kara altının bir mal olarak, üstelik kolay bulunmayan önemli bir mal olarak kendi değeri var. Sarı altının kıtlıktan gelen değeri zaten biliniyor. Buna karşılık kağıt altının değeri eskiden sarı altın karşılığı olmasından, yani sarı altını bir çeşit güvence göstermesinden kaynaklanıyordu. Günümüzde karşılığı yalnızca devletin itibarı. Dolayısıyla ekonomide işler iyi gitmediği, devletin itibarının sarsılmaya başladığı dönemlerde karşılığı itibardan ibaret olan kağıt altın gözden düşmeye, itibarı kendinden gelen öteki altınlar ise değer kazanmaya başlıyor.
Ocak ayı içinde önce kağıt altın değer kaybetmeye ve ötekiler değerlenmeye başladı, sonra kağıt altın değer kazanmaya ve ötekiler kaybetmeye başladılar. Fed’in faiz indirimi, bu görünümü tekrar başa taşıdı. Bu üçlü arasındaki denge, bu yıl çok oynak bir denge olacak.
SÜREKLİ KRİZ, SÜREKLİ ÖNLEM
Bir zamanlar deprem için söylenen bir söz vardı: “Depremle yaşamaya alışmamız gerek.” Bu aynen ekonomi için de geçerli. Yani krizle yaşamaya alışmamız gerek. Eğer ABD ekonomisi bu şekilde devam eder ve sıkıntıdan çıkamazsa -ki çıkması artık çok zor görünüyor- küresel sistem sık sık bu tür dalgalanmalar yaşayacak. Geçen haftaya kadar dolardan yana en fazla sıkıntıda olanlar Araplardı. Petrol üreticisi konumundaki Arap ülkeleri öteden beri paralarını dolara peg etmiş durumdalar. Yani Arap paraları, doların öteki para birimlerine göre çizdiği harekete paralel olarak hareket ediyor. Petrol fiyatı arttığı için Araplar kazançlı görünse de doların öteki paralara karşı değeri düştüğü için Arapların dolara peg edilmiş paralarının da değeri düşüyor ve dolayısıyla petrolden gelen kazancın bir bölümü dolardaki kayba gidiyordu. Buna karşılık Rusya gibi parasını dolara peg etmemiş petrol ihracatçısı ülkeler ise petrol fiyatındaki artıştan tam kazanç sağlıyordu. Küresel dalgalanma bu manzarayı bir süreliğine değiştirdi. Dolar değer kazanınca bu kez Araplar kayıplarını telafi etmeye başlarken Ruslar düşmeye başlayan petrol fiyatları nedeniyle kârdan zarar etmeye yöneldiler. Fed’in faiz indirimi bu görünümü yeniden değiştirdi.
Demek ki alışmamız gereken şey, artık yalnızca sık tekrarlanan dalgalanmalar olmayacak. Bunun yanında alınan önlemlerin ortaya çıkaracağı yeni dengelere de alışmamız gerekecek. Yani sürekli kriz ve sürekli önlem göreceğimiz bir döneme giriyoruz. Böyle bir dönemde eskisine göre iki kat daha dikkatli olmak gerekiyor. Çünkü bir yandan dalgalanmanın yarattığı darbeden, öte yandan da dalgalanmaya karşı alınan önlemin yarattığı sarsıntıdan etkilenmemek gerek. Tuhaf ama bu dönemde, kimileri dalgalanmadan, kimileri de önlemlerden dolayı darbe alacak.
|