Temmuz’un en önemli olayı Fenerbahçe’nin şike yaptığı iddialarıydı. Basında çarşaf çarşaf bilgiler ve belgeler sergilendi. İlk soruşturmanın gizliliğinin ihlalinden tutun da futboldaki ilişkilerin rezilliğine kadar birçok şey ortalığa saçıldı. Futbol Federasyonu, savcılık iddianamesi ya da daha açık ifadeyle deliller ve belgeler kendisine ulaşıncaya kadar mevcut statünün aynen devam ettirilmesine karar verdi. Kulüpler Birliği oybirliğiyle bu yönde destek verdi. Ancak daha sonra durum iyice karmaşıklaştı. Tartışmaların arkası kolay kolay kesilecek gibi görünmüyor. Peki ne olacak? Bir kere Fenerbahçe’nin yer almadığı bir lige daha düşük ilgi gösterileceğinden kimsenin kuşkusu yok. Lig hangi statüde devam ederse etsin Türkiye’de futbol ekonomisi uzun yıllar sarılamayacak kadar ağır bir yara almıştır. Hiçbir kulüp eski gelirlerini bir daha uzun süre göremeyecek. Yani artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak. Belki kötülükler gidiyor ama yanında iyilikleri de götürüyor.
 |
Çelişkiler dalgalandırdı
Temmuz ayı oldukça karışık bir piyasa görünümüyle başladı. Dışarıda Yunanistan’ın ekonomik durumu, Portekiz’in notunun düşürülmesinin yarattığı etkiler, Avrupa Merkez Bankası’ndan gelen faiz artırımı ve son olarak da İtalya’nın sırada olduğunun yaygın biçimde tartışılmaya başlanması piyasalara damga vururken içeride ekonomi alanında daha çok olumlu gelişmeler ortaya çıktı. Büyümenin ilk çeyrekte, beklenenden de yüksek çıkması, kamu mali disiplininin ve yeniden yapılandırma yasasının katkılarıyla bütçe açığının sıfırlanmaya doğru yol almaya başlaması bu olumlu gelişmelerin en önünde yer alanlarıydı. Buna karşın cari açığın yüksekliği bu başarıları gölgelemeye devam etti. Bütün bu çelişkiler piyasaların dalgalı bir seyir izlemesine yol açtı. Altın ve diğer değerli metaller yeni rekorlara koşarken TL de dövizler karşısında değer kaybetti.
-----------
İstikrar için tek başına iktidar da yetmezmiş...
Temmuz ayı, genel seçimler sonrasında yaşanan yemin kriziyle başladı. Piyasalar bu krizden ister istemez etkilendi. Her ne kadar dış dünyada özellikle de komşumuz Yunanistan kaynaklı ekonomik krizlerin gölgesiyle yaşanan etkilenmelerin daha ağırlıklı olduğu bir gerçekse de bizden kaynaklanan siyasal sıkıntılar da bu karışıklıklara katkı yaptı. Temmuz ayının ikinci haftasında yemin krizi aşıldı ve TBMM bir ölçüde de olsa normal düzeninde çalışmaya başladı. Bu kriz, bize siyasal istikrarla ekonomik istikrarın ne kadar paralel olduğunu bir kez daha göstermesinin yanı sıra siyasal istikrarın, tek başına iktidar olmaktan başka şeylere de ihtiyaç duyduğunu anlatmış oldu.
----------
Enflasyon kapıda mı?
Haziran verileri TÜFE’nin gerilediğini ortaya koyuyor. Birçok yorumcu bu gerilemeye bakarak yılsonunda enflasyonun Merkez Bankası’nın tahminine uygun bir yerde sonuçlanacağını söylemeye başladı. Merkez’in enflasyonla ilgili bir hedefi bir de tahmini bulunuyor: 1) Yılsonu enflasyon hedefi yüzde 5.5 ve 2) Yılsonu enflasyon tahmini yüzde 6.9. Tahmin aslında hedefin yukarı doğru sapması halinde varacağı düşünülen en üst nokta. Yorumcular, Merkez Bankası’nın tahmini diye söz ettiklerinde yüzde 6.9’luk oranı esas almak gerekiyor.Enflasyon konusunda önemli bir gösterge de özel kapsamlı enflasyon göstergeleri arasında yer alan “I Endeksi”dir. Bu endeks, TÜFE’den enerji, gıda ve alkolsüz içecekler, alkollü içkiler, tütün ürünleri ve altın hariç tutularak yani Merkez Bankası’nın uygulayacağı para politikasının en etkili olacağı malları kapsayacak biçimde hazırlanıyor. Dolayısıyla Merkez Bankası’nın aldığı önlemlerin işe yarayıp yaramadığını ölçmekte en fazla bu endeksin sonuçlarına bakmamız gerekiyor. Tabloda 2010 Haziran ayından bu yana TÜFE ve I Endeksi 12 aylık bazda aylık oranlar olarak sıralanıyor. TÜFE inişli çıkışlı, ama genel olarak inişli bir eğilim izlerken I Endeksi Ekim 2010’dan itibaren sürekli çıkış eğilimi içinde bulunuyor. Bu eğilim devam ederse enflasyonun geleceği yukarı yönlü olacak gibi görünüyor.
Aylar |
TÜFE |
I Endeksi |
Haz.10 |
8.37 |
4.95 |
Tem.10 |
7.58 |
4.50 |
Ağu.10 |
8.33 |
4.22 |
Eyl.10 |
9.24 |
3.70 |
Eki.10 |
8.62 |
2.50 |
Kas.10 |
7.29 |
2.54 |
Ara.10 |
6.40 |
2.99 |
Oca.11 |
4.90 |
3.18 |
Şub.11 |
4.16 |
3.78 |
Mar.11 |
3.99 |
3.77 |
Nis.11 |
4.26 |
4.42 |
May.11 |
7.17 |
4.72 |
Haz.11 |
6.24 |
5.27 |
--------------
Büyüme düşerken cari açık artarsa...
Türkiye, yüzde 11 ile ilk çeyrek sonunda dünyanın en hızlı büyüyen ekonomisi unvanını ele geçirdi. Ama bizde tüketim arttıkça büyüme, büyüme arttıkça üretim, üretim arttıkça ithalât, ithalât arttıkça da cari açık artıyor. İlk çeyrekte yalnızca büyümede değil cari açıkta da dünya birincisi olduk.
İlk çeyrekte büyümeye eşlik eden bir cari açık söz konusuydu. Buna karşılık ikinci çeyreğin ilk iki ayında sanayi üretiminin hız kesmesine karşılık cari açık hiç de hız kesmiş gibi görünmüyor. Sanayi üretiminin artış hızındaki yavaşlama bize ikinci çeyrek büyümesinin yüzde 6 ile 7 arasında bir yerde gelebileceğini gösteriyor. Buna karşılık ilk çeyrekte yüzde 8’ler dolayında seyreden cari açık ikinci çeyrekte yüzde 9’a doğru yaklaşıyor. Büyüme düşerken cari açık da buna paralel düşüyorsa ekonomi soğuyacak demektir. Bunun bazı sıkıntıları olabilir ama sonuçta sağlıklı bir yapıya dönüş anlamına gelir. Buna karşılık büyüme düşmeye başladığı halde cari açık artmayı sürdürürse sorun daha da ciddi bir aşamaya doğru gidiyor demektir. Bu aşamada çok dikkatli olmak gerekir.
-------------
Yeni hükümet yapısı
Temmuz sayısında yeni hükümet yapısı konusuna değinmiş ve yanlış bulduğum düzenlemeleri eleştirmiştim. İtiraz ettiğim konuları bir kez daha sıralamakta yarar görüyorum: 1) Dış Ticaret, Teşvik ve Yabancı Sermaye dairelerinin bir araya gelmesiyle kurulacak bir bakanlığa Ekonomi Bakanlığı adı çok büyük gelir. Kaldı ki Teşvik ve Uygulama Dairesi burayla değil Sanayi Bakanlığı ile ilgilidir ve oraya bağlanması doğru olur. 2) 21. Yüzyıl Türkiye’sinde, kişi başına gelirin 10 bin doları aşmasıyla övünürken Kalkınma Bakanlığı adı altında bir bakanlık kurmak yanlış olur. 3) İç Ticaret Teşkilatı ile Gümrük Teşkilatı’nı bir araya getirmek doğru bir yaklaşım değildir. Çünkü Gümrük Teşkilatı’nın asıl ilgili olduğu birim Dış Ticaret Teşkilatı’dır. 4) Bakan yardımcılığı sistemi Türkiye’ye uygun değildir. Geçmiş uygulamalardan başarılı sonuç alınamadı. Eleştirilerimiz dikkate alınmadı ve hükümet ilk açıklandığı yapıya uygun kuruldu. Elbette ki hükümet onlardır, biz eleştirimizi yaparız, onlar da kendi bildiklerini yaparlar. Umarım hükümetin tercihleri doğru çıkar, umarım biz yanılmış bulunuruz ve sonuçlar ülkenin yararına olur.
---------------
Kısa dönem uzun dönem
Temmuz sayısında şöyle yazmıştım: “Cari açık iki görünümlü bir sorun olarak karşımızda duruyor. Sorun hem kısa vadeli hem de uzun vadeli bir sorun… Ama bir yandan da sürekli olarak büyüyen ve her potansiyel üstü büyümede yanı başında cari açık sorununu bulan bu ekonomide bu konuyu nasıl sorun olmaktan çıkarabileceğimizi de araştırmak gerek.” Yeni hükümet programında bu konu geniş yer bulmuş durumda. Hükümet, benim kullandığım biçimiyle yazmam gerekirse “kısmi ithalât ikamesi” dahil her türlü yolu deneyerek içeride yaratılan katma değer miktarını artırmayı ve dolayısıyla cari açık sorununu uzun vadeli olarak çözmeyi planlıyor.
|