Adınız
 
  Soyadınız
 
  E-posta Adresiniz
 
   
 
   
 
 

Türkiye birinci lige nasıl çıkar?

Gelişmiş ülkeler ligine yükselmek yolunda asıl olan uzun dönemde düşük enflasyon, düşük cari açık ve sürekli bir büyüme oranı... Türkiye’nin sergilediği performans böyle bir geleceğin söz konusu olabileceğini gösteriyor. Ama...

Mahfi Eğilmez
 

Ekonomiler en basit sınıflandırmayla ikiye ayrılıyor: (1) Gelişmiş ekonomiler, (2) yeni yükselen ekonomiler ve gelişmekte olan ekonomiler. Eskiden ikinci gruba az gelişmiş ekonomiler denilerek çok daha net bir isim verilirdi. Sonraları bu deyimin aşağılayıcı bir tarafı olduğu düşünüldüğünden bu ekonomilere gelişme yolundaki ekonomiler denmeye başlandı. Bugünkü sınıflandırmalarda ise yeni yükselen ekonomiler ve gelişmekte olan ekonomiler adı verilerek gelişme yolundaki ekonomilerin kendi içlerinde bir ayrım olduğu vurgulanmak isteniyor. Bazen ekonomiler arası ayrım biraz daha net yapılıyor. Gelişmiş ülkeler kendi içinde çok gelişmiş ülkeler ve diğer gelişmiş ülkeler olarak bölünüyor. İlk gruba G7 ülkeleri (ABD, Japonya, Almanya, İngiltere, Fransa, İtalya ve Kanada), ikinci gruba da diğerleri giriyor. Gelişme yolundaki ülkeler de yeni yükselen ekonomiler ve diğer gelişme yolundaki ülkeler olarak ikiye ayrılıyor. Bu son ayrıntılı sınıflandırmadan hareket ederek ekonomileri gelişmiş ekonomiler, yeni yükselen ekonomiler ve gelişme yolundaki ekonomiler olarak üçe ayırırsak gelişmiş ekonomilerin zenginler sınıfını oluşturduğunu, yeni yükselen ekonomilerin fakirler arasından çıkıp sınıf değiştirmeye yakın olanları, gelişme yolundaki ekonomilerin de fakir olanları kapsadığını ifade edebiliriz. 

DÜNYA EKONOMİLERİNİN SINIFLANDIRILMASI
IMF tarafından yılda iki kez yayımlanan World Economic Outlook adlı raporda dünyadaki ekonomilerin en önde gelen 173’ü bir sınıflandırmaya tabi tutularak yerleri belirleniyor. Aşağıdaki tablo bu amaçla adı geçen rapordan özetle alınmış bilgilerle oluşturulmuş bulunuyor.

ÜLKE GRUBU SAYI  NÜFUS / DÜNYA GSYİH / DÜNYA İHRACAT / DÜNYA
Gelişmiş ülkeler 30 15 52 67
G7 ülkeleri 7 11 40 39
ABD 1 5 20 10
Euro ülkeleri 13 5 15 29
Gelişme yolundaki ülkeler 143 85 48 33
Türkiye 1 1 0.9 0.7
Çin 1 20.5 15 7.2
Rusya 1 2.2 2.6 2.3
Hindistan 1 17.4 6.3 1.3
Brezilya 1 2.9 2.6 1.1
Meksika 1 1.6 1.8 1.8


Demek ki dünya nüfusunun yalnızca yüzde 15’ini temsil eden 30 gelişmiş ekonomi, dünya gelirinin yüzde 52’sine ve toplam ihracatın yüzde 67’sine sahip bulunuyor. Ayrıntılara girdiğimizde durum daha da çarpıcı bir hâl alıyor. Dünya nüfusunun yüzde 11’ini temsil eden 7 tane G7 ülkesi, dünya gelirinin ve ihracat toplamının yüzde 40’ına sahip durumda. Nüfusun yüzde 5’ini temsil eden ABD tek başına dünya gelirinin yüzde 20’sine ve ihracatının da yüzde 10’una sahip.
Buna karşılık dünya nüfusunun yüzde 85’ini oluşturan yeni yükselen ekonomiler ve gelişme yolundaki ekonomiler, dünya gelirinin yüzde 48’ini paylaşırken toplam ihracatta yalnızca yüzde 33’lük bir paya sahip bulunuyorlar.
Yeni yükselen ekonomiler sınıflandırmasında yer alan Türkiye, ihracattaki payı dışında, dünyadaki yeri en adil olan ekonomi. Dünya nüfusunun yaklaşık yüzde 1’ini temsil ediyor, dünya gelirinin yaklaşık yüzde 1’ini alıyor. Eğer gelecek yıllarda ihracattaki payını da yüzde 1’e getirebilirse neredeyse ideal durumu temsil ediyor olacak. Dünya nüfusunun yüzde 20.5’ini temsil eden Çin, nüfusuyla orantılı olmasa da, gelirden yüzde 15 gibi yüksek bir pay alıyor. İhracatı da yüzde 7.2 gibi yüksek bir pay tutuyor. Buraya alınan ekonomiler içinde en kötü durumda görünen ise Hindistan. 

YENİ YÜKSELEN EKONOMİLER
Yeni yükselen ekonomiler sözü ilk kez 1990’lı yılların sonuna doğru kullanılmaya başlandı. Gelişmiş ülkeler bu deyimle gelişme yolundaki ülkelerden bazılarının üst gruba çıkmasının mümkün olduğunu vurgulamak istediler. Türkiye de başından beri bu grupta yer alıyor. Başlangıçta 10 – 15 ülke bu grupta kabul ediliyordu. Sonradan sayı 20 - 25’e çıktı. Bugünlerde bu sayı 40’a kadar gelip dayandı. Sanırım önümüzdeki yıllarda bunlar da kendi içinde, örneğin yükselen ekonomiler ve yükselmekte olan ekonomiler gibi adlarla, iki gruba ayrılacaklar.
Aşağıdaki tabloda yeni yükselen ekonomilerden en önemlilerinin 2006 yılında sergiledikleri büyüme, enflasyon ve cari açık performanslarını karşılaştırmalı olarak sunuyorum. Bu üç gösterge, ekonomilerin geleceği açısından özel bir önem taşıyor. Büyümeyen ekonominin üst lige çıkması olanak dışı. Ama bu büyümenin enflasyon gibi denge bozucu bir etkiden uzak sürdürülmesi gerekiyor. Aynı zamanda da cari dengenin sürdürülebilirlik açısından fazla bozulmaması şart. Bu üç göstergedeki gelişmeler, öteki birçok göstergeyle birleşerek bu ekonomilerden hangisinin ileride bir üst gruba, yani gelişmişler ligine terfi edeceğini gösterecek.

ÜLKE BÜYÜME (%) ENFLASYON (%) CARİ AÇIK / GSYİH (%)
Türkiye 6.0 9.6 - 8.0
Çek Cumh. 6.1 2.5 - 4.2
Macaristan 3.9 3.9 - 6.9
Polonya 5.8 1.0 - 2.1
Slovakya 8.2 4.4 - 8.0
Bulgaristan 6.2 7.3 - 15.9
Hırvatistan 4.6 3.2 - 8.1
Romanya 7.7 6.6 - 10.3
Slovenya 5.2 2.7 - 2.3
Rusya 6.7 9.7 + 9.8
Çin 10.7 1.5 + 9.1
Hindistan 9.2 6.1 - 2.2
Tayland 5.0 2.5 - 1.6
Endonezya 5.5 13.1 + 2.7
Malezya 5.9 3.6 +15.9
Arjantin 8.5 10.9 + 2.4
Brezilya 3.7 4.2 + 1.3
Meksika 4.8 3.6 - 0.2


Büyüme performansına baktığımızda Türkiye, 18 önde gelen yeni yükselen ekonomi içinde 9’uncu sırada yer alıyor. Yani bizden iyi performansı olan 8, bizden kötü performansı olan 9 yeni yükselen ekonomi söz konusu. Demek ki Türkiye burada ortalarda bir yer tutuyor. Büyümede en iyi üç ekonomi sırasıyla Çin, Hindistan ve Slovakya. En geride kalanlar ise Brezilya, Macaristan ve Tayland. Enflasyona geldiğimizde Türkiye, en kötü enflasyon performansı sıralamasında 4’üncü sırada... Türkiye’den daha kötü durumda olanlar Endonezya, Malezya ve Rusya. Enflasyonda en başarılı üç ekonomi Çin, Çek Cumhuriyeti ve Slovenya. Cari açığın GSYİH’ya oranında Bulgaristan, Romanya ve Hırvatistan başı çekiyor. Onları Slovakya ve Türkiye izliyor. Cari açığın en yüksek olduğu ülkelerin AB’ye yeni katılmış olan ülkelerle katılma sürecindeki aday ülkeler olduğu hemen dikkati çekiyor. Çin, Rusya ve Malezya ise cari fazla rekoru kırıyorlar. 

TÜRKİYE’NİN GELECEĞİ
Burada son yıldaki performansları değerlendirdik. Hiç kuşkusuz bu analizi daha yaygın bir set kullanarak ve daha uzun bir veri serisine dayanarak yapmak gerek. Çünkü burada asıl olan geçici başarıları değil sürdürülebilirliği değerlendirmek. Büyümesini geçici olarak zorlayıp artıran ya da enflasyonunu geçici olarak düşüren bir ekonominin bir süre sonra sıkıntılarla karşılaşıp bu gidişi sürdüremeyeceğini biliyoruz. O nedenle asıl olan, uzun dönemde düşük enflasyon, düşük cari açık ve sürdürülebilir bir büyüme oranıyla sağlam bir makro denge yakalayarak üst gruba çıkabilmek. Türkiye’nin 2001 krizinden sonra sergilediği performans böyle bir geleceğin söz konusu olabileceğini gösteriyor. Her AB’ye katılan ekonomi gelişmiş ekonomiler ligine de katılmış olmuyor. Çek Cumhuriyeti, Macaristan, Polonya, Romanya, Bulgaristan AB üyesi oldukları halde hâlâ yeni yükselen ekonomiler sınıfında yer alıyor. Türkiye eğer yakın geçmişinde sergilediği disiplini sürdürüp de AB’ye katılma noktasına ulaşırsa o aşamada aynı zamanda gelişmişler ligine de adım atmaya yaklaşmış olabilir.


 
 
Mahfi Eğilmez'in Diğer Yazıları
   

 
  Hemen üye olmak için tıklayınız.  
     


© 2006-2012 Doğuş İletişim

Doğuş Yayın Grubu Dergileri: National Geographic Türkiye | National Geographic Kids | CNBC-e Business | Motor Boat & Yachting | Robb Report